|

TUS İçin Anatomi’ye Nasıl Çalışmalıyız?

Çok kıymetli arkadaşlar,

Bu sınavı başaracağız.. Başka yolu yok !.. Bitti !..

Ama nasıl ?..

Çok tecrübeli bir ağabeyiniz olarak söylüyorum, her zaman da söylediğim gibi, bu sınavın öncelikle yapılmayacak, başarılamayacak, asla geçilemeyecek bir sınav olmadığını sürekli kendimize söyleyeceğiz.. Bir duvar var önümüzde ve bu duvar delinecek, yıkılacak neyse.. İster elimizle, ister tırnağımızla, ister kafamızla, ister taşla, sopayla veya kürekle.. İşimiz bu !..Bunu yapacağız..

Şimdi gelelim “Nasıl ?!” sorusuna..

İşte burada problem başlıyor..

Herkes istiyor ki; “Duvar püf !” deyince yıkılsın.. Ben zorlanmayayım.. Kolayca atlayalım bu engeli..

….

İşte bu sınavı da “Zor” yapan bu !..

….

Bir futbolcu da, tüm rakipler yenilsin ister.. Golcü hep gol atayım, kaleci her topu kolayca tutayım ister..

Bakkal tüm malları hemen satılsın ister.. Lokantacı müşteriler kuyruk olsun, yemekleri kendi alıp, paraları kasaya koysun ister.. Herkes en az zahmetle, en çok kazanç ister..

Peki, mümkün müdür ?..

Hiçbir duvar kendiliğinden yıkılmaz, delinmez !..

Biz de kendimizi, yorulmaya, zahmete, emek vermeye, ter dökmeye, sonra karşılığını beklemeye şartlandırarak işe başlayacağız..

Bileceğiz ki; “Hiçbir kazanç, emeksiz olmuyor” ve “Her emek, ama her emek, her zahmet, uğraş mutlaka karşılık bulur, yani kazanç elde eder !..”

…..

Peki, nereden başlayacağız emek vermeye.. İlk iş nedir ? Nasıl başlayacağız ?..

….

1. İşe başladık bile.. Korteksimize dedik ki, yorulacağız, çalışacağız, emek vereceğiz, sen de hazırlan arkadaş !.. Ona göre programla kendini !.. Önce biz ona öğreteceğiz ne yapması gerektiğini, ondan sonra o kendini buna programlayıp, bizi yönetecek, şartlandıracak ve biz artık o yolda yürüyeceğiz.. Tıpkı çocukken ya da gençken her şeyi aslında bizim ona öğrettiğimiz, deneme – yanılmalarla, tecrübelerle ona gösterdiğimiz, ona bir data hazırlayıp, ondan sonra da işi ona bırakıp, ipleri ona teslim ettiğimiz, artık sen oldun, bizi otomatikleştir dediğimiz gibi..

2. Kitaplardan çalışacağız.. Öğreneceğiz.. Unutmayacağız.. Sorular da oradan çıkacak.. Yani, sorular çıktığı zaman, hemen tanıyıp, göster yerini dediklerinde şak ! diye bulup göstereceğimiz soruları, konuları görüp, cevap vereceğiz.. Yani materyalimiz ders kitapları..

3. E bize yardımcı olan kişiler var.. Onlar tecrübeliler.. Yazmışlar neleri çalışmamız gerektiğini.. O zaman onlara güvenelim ve kitaplarından çalışalım.. Hatta gelebilecek soruları, bizi zahmetten de kurtarıp, soru kitabı diye de toplamışlar.. Hazır soruları da çalışıp antrenman da yapmak lazım..

4. Bu işin sırrı tekrar ise ( çünkü bazen beyin sıkılır, başka şeyler öğrenmek, renk katmak ister.. Unutur.. Dalar.. ), Defalarca okumak, tekrar etmek, yaramazlık yapan beyine ısrarla, sabırla, sakin sakin “ Bak bu lazım olacak bize, öğrenmemiz lazım, soru gelir de yapamazsak mahcup oluruz, bize çalışmamış derler, ayıp olur ! Yakınlarımız da üzülür  biz de !” diye ona bunları öğretmemiz lazım !..

Yani aslında işin sırrı şu !.. Kafamızda eğitilmesi gereken, telkin edilmesi, terbiyeli – uslu hale getirilmesi gereken bir yaramaz köpek var aslında.. Ve biz onu eğitmeli, sınav anında ya da

“ Yetenek Sizsiniz “’e çıktığımız zaman; onun, bizim ona öğrettiklerimizi yapıp, bizi mahcup etmemesi gerekiyor.. Çünkü sonra, biz orda kıvranmayalım. “Acun bey, benim son anda haberim oldu ! İyi çalışamadık ! Heyecanlandı !.. Bu turu atlayalım, sonra çok güzel numaralarımız olacak ! Valla !.. Bak söz !..” demememiz gerekiyor..

……

Şimdi bir problem de şu : “ Hangi dersten başlayalım ?”..

Cevap o kadar basit ki : “ Siz hangisini istiyorsanız ! ”… Köpek hangisine hevesliyse !..

Benim tecrübem, madem bu iş eğitim işi, işe basit olan numaralarla başlamak, daha sonra zor numaralara geçmek gerekiyor gibi..  Baştan ürkütmemek gerekiyor yani…

Anatomi’ye ne dersiniz ?..

Başta iyi gider..

Mesela ben olsam ( ki; bir zamanlar oldum ! 🙂 ), – şimdi diyeceksiniz ki; ola ola Anatomist mi oldun ?.. Evet, benim köpek, üzerinde “Anatomi” yazan kulübesinde mutlu görünüyor !.. –  önce Anatomiyi çalışırım.. Bu tecrübemle söylüyorum.. Aradan geçen yıllar bana bunu dedirtiyor..

Neden biliyor musunuz ?..

Anatomi, yaşadığımız mahalle.. Bilmemiz gerekiyor.. Bize burada olup bitenler soruluyor.. Evleri, binaları, okulları, camileri bilmemiz gerekiyor.. Tarif et diyorlar.. Nerde ne var.. Onun yanında, bunun arkasında diyebiliyor musun hemen, diyemiyor musun ?..

Mahallede, o binalarda kimler yaşar, bu Histoloji’ye girer..

Kim nasıl yaşar, ne iş yapar.. Bu da Fizyoloji’ye girer..

Eğer orada yaşayanlar normal davranmaz, tuhaflıklar acayiplikler yaparsa bu Patoloji’nin konusuna girer..

Mahallede yaşayanlar, dışarıdan gelen tuhaf tiplerce mi zorlandı, bozuldu da normal çalışamıyor.. Buna Mikrobiyoloji bakar..

Normal çalışmaya başlarsa, her şey yolunda.. Halletmek gerekirse tedavi başlıyor.. İlaç kullanılacaksa Farmakoloji veya Dahiliye, kökten çıkartılacaksa o bina Cerrahi gerektiriyor.. Binalarda sadece çocuklar çalışıyorsa, tedavi etmek için Pediatrist gidiyor binaya, yok sadece Kadınlar çalışıyorsa Kadın-Doğum’cular giriyor o binaya..  Hani o gözle bakın demek istiyorum..

Yani iş, ilk önce mahalleye hakim olmaktan geçiyor.. Ben mahalleye hakim olmalıyım önce.. Sonra diğerlerini bunun üzerine oturtmak daha kolay oluyor..

…..

Anatomi’yi nasıl çalışmalı ?..

….

Yine 22 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum..

Ben, en önce, çıkmış, sorulmuş sorulara, üzerinde çalışılmış, çok işlevselliği olan, çok girdi – çıktısı olan binalardan, mahallede en dikkat çeken, en bilinmesi istenen binalara göz gezdirerek başlarım işe.. Çıkmış TUS sorularını alır, elimdeki hazır – güvenilir ders notunda, haritamda bir güzel işaretlerim. Bazılarının birer defa, bazılarının ikişer – üçer – dörder defa sorulduğunu görürüm.. Gözler en çok hangi bölgelerde yoğunlaşmış onu bir gözlemleyerek başlarım işe.. Bunları haritada, ders notumda kalın kalemlerle işaretlerim.. Bana da sorulduğunda, tak ! diye cevap veririm.. O sorular bana da ansızın sorulduğunda, haberim yoktu, çalışmamıştım, diye kıvranmam ( bkz. Yetenek Sizsiniz, istenmeyen durum ! ).. Çıkmış TUS soruları hep gözümün önünde olur.. Böylece hem iki kitap okumaktan kurtulurum ( ders notu + çıkmış TUS soruları ), hem de ders notumda ilerlerken bana bir yol çizmiş olur.. Hem de her zaman görür hatırlamayı öğretirim beynime ( bakınız köpek !.. )..

Sonra haritayı, ders notumu, belirlenen sırada,  önemli kutuları daha dikkat ve özenle, sabırla, kendime öğrete öğrete, anlata anlata, kenarlara kısa kısa notlar alıp, yeri geldiğinde kendime kızarak, yeri geldiğinde aferin’lerle okurum.. “O duvarı devirmeye, delmeye başladım !” derim kendi kendime.. “Sen hele duuur ! Daha da güçleneceğim !” derim.. Hep böyle, yavaş, bilerek, sakin ama güçlenerek !.. Zahmet çekmeye başlayarak.. Zahmeti, emeği kendime iş edinerek..

Sonra bölgelere ayrılmış mahallede, ilerlerken o bölgeyi öğrendim mi öğrenmedim mi, arada bir tekrar edip, bir de antrenman yapmam gerekir çalışma soruları ile.. Aniden soru ile karşılaşırsam ne yaparım, ne cevap veririm diye..

Kursa gelen arkadaşların, bu konuda bir rehber tuttuklarını görüyoruz. Rehber önde onlar arkada.. İşler yolunda, kolaylaştı gibi görünüyor ama, rehber, eğitmen, direkt sizle iletişim halinde.. Size kolaylık sağlar ama, kafadaki köpek de size bakar.. Sizden emir alır, o sadece sizi dinler.. Siz izin verirseniz uyur, siz isterseniz – “Dinle bak bu adamı ne diyor ! Öğren !” derseniz dinler.. Ama dedik ya sık sık uyumaya meyilli, oyun oynamaya meraklı, sıkılır çabuk..  İş köpeğin motive edilmesi ve öyle tutulmasında.. Yani bu da kursa gelen arkadaşların yapması gereken..

Hani duyarsınız ya, 10 saat çalışıyorum, olmuyor diyenleri.. Veya görmüşsünüzdür, 3 saat çalışanın, 10 saat çalışandan daha başarılı olduğunu.. İş köpekle ne kadar ilgilenildiği ile ilgili bir durum değil ki, iş köpekle nasıl ilgilenildiğinde.. Gerçekten eğitim var mı, yoksa bilinçsiz, rastgele, otuır otur sen ona bak, o sana.. Olursa olur, olmazsa olmaz mı ?.. Biraz “Köpeklere fısıldayan Adam” olsanıza beyninize..

Köpekler ( bu sefer gerçek köpeklerden bahsediyorum ), bilirsiniz eğitimlerinde rutini severler.. Eğitimde rutin şarttır.. Bıkmadan usanmadan, tekrar tekrar.. Sonra da gösteriye çıkınca “Başarı !”.. Olay basit.. Zor olan eğitim kısmı.. Ama hiçbir iyi eğitim almış köpek, eğitimini unutmuyor.. Öğretileni hep yapıyor, anında, her ortamda..

Gerekli olan şey : “Eğitim”..

Yapılacak şey : “Sabırla tekrar” ( Hem konuyu, hem çalışma sorularını – Konuyu tekrar ederken zaten üzerine işaretlediğimiz çıkmış TUS sorularını da görüyoruz )..

….

Sıralama :

1. Şartlanma – Şartlandırma ! ( Kazanmaya şartlanma, eğitime şartlanma, bunun yapılması gerekliliğine şartlanma ! ).. “Bu duvar yıkılacak !..”

2. Hemen çıkmış TUS sorularını, soru – cevap, soru – cevap olarak ezberleme.. Sorulunca hemen cevabını yapıştıracak şekilde hakim olma.. Böylece yeniden gelirse ki; geliyor, hemen yapıp, hem moral kazanma, hem elde var bir deme, hem de süreden kazanma.. Bir kazanç da; gelmiş olanları görerek, gelebilecek yerlerin açıkta kalması ve kendilerini daha belli etmeleri.. “Daha önce bu duvarı yıkmaya çalışanların, vurduğu yerler, ya duvar galip gelmiş, ya da bazı bölgeler derincene !..”

3. Konuların artık, eldeki haritadaki sırayla, sakin – basiretli – ısrarlı – amaca yönelik ele alınması, çalışmak, eğitime ciddi bir şekilde başlamak.. “Aynı yere defalarca, vurma; bıkmama, usanmama, acıya direnç..”

4. Unutmalara karşı, kısa – çabuk, sesli komutlarla çalışma, aferinlerle motivasyon, unutmalarda tekrarlama ve ufak kızmalar..

5. En az dört kez çalışma gerekliliği, azı yetmiyor.. “Dört ciddi deneme !..” 

6. Ders bittiğinde, mahalleye tepeden bakış yeteneği kazanıldı mı, mahalleye hakim miyiz, değil miyiz, mutlaka çalışma soruları ve deneme sınavları ile kontrol etme gerekliliği…

7. Bu ufak gösterilerde, karşılaşılan aksaklıkların üzerine eğilme, yeniden oraları gözden geçirme, denetleme..

8. Büyük gösteriye konsantre olma ve “Köpek”le bütünleşme..

Yık bakalım şu duvarı !… Ya da duvarı zaten deldiğini gör !…

 Dr. Erdinç TUNÇ

Bu yazı 1702 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :