|

TUS İçin Fizyoloji’ye Nasıl Çalışalım?

Fizyoloji, insan vücudunu fonksiyonel açıdan inceleyen, özellikle neden-niçin sorularına yanıt arayan bilim dalıdır. Fizyoloji bilgisine sahip olan bir hekimin gerek hastalıklara klinik yaklaşımı gerekse TUS açısından sorulara yaklaşımı daha bilinçli olacaktır. Değişen sınav yönetmeliği ile birlikte Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda Fizyoloji’nin önemi daha da artmıştır.

Özellikle Tıp Fakültesi 5.sınıftan itibaren başlayan TUS maratonunda birçok kişi tarafından birçok çalışma sistemi önerilmektedir. Bu önerilen çalışma sistemlerinin ana omurgasını ise sağlam bir Fizyoloji bilgisi üzerine kurgulanmış Patoloji ve diğer Tıp Bilimleri oluşturmaktadır. Beşinci sınıftaki yoğun staj programları nedeniyle bir çok genç hekim arkadaşımızın ortak yakınması “TUS’a yeterince vakit ayıramıyoruz, stajlara çalışırsak TUS’a çalışamıyoruz, TUS’a yönelik bir çalışma içine girersek stajlar sınavlarımız uykularımızı kaçırıyor vs…” şeklindedir. Gerçekten de ilk bakışta bu yakınmalarda genç meslektaşlarımız son derece haklıdır. Elbette ki TUS için sistematik bir çalışma içine girmek gereklidir. Fakat bu çalışmaya ayrılan vakit sonrasında staj tekrarına kalma olasılığı kişinin hem motivasyonunu düşürür, hem de kişiyi TUS çalışmasından soğutur. Sonuç; iki arada bir derede sürekli gidip gelen, sürekli çelişkiler içerisinde bocalayan bir zihin yapısı ve elbette ki sonrasında gelen kötü sınav sonuçları… Aslında hem staj sınavlarında bekleneni verebilmek hem de bu çalışmayı TUS açısından da etkili bir şekilde kullanabilmek mümkündür. Genç meslektaşlarımızın, stajları ile ilgili ana organ sistemlerinin Fizyolojisini ve sonrasında fizyopatolojisini gözden geçirdikten sonra hastalıklara yaklaşımı çok daha başarılı olacaktır. Bu temel tekrar sonrasında hastalığın neden oluştuğu ve hangi semptomların neden meydana geldiği; elbette ki tedavide hangi ilaç ve metodların kullanılabileceği belirli bir sistematik içerisinde akılda daha da kalıcı olacaktır. Fizyoloji çalışılırken çok fazla ayrıntıya girilmeden ana mekanizmaların öncelikli olarak öğrenilmesi gerekmektedir. Bu mekanizmaların akılda kalıcılığını artırmak açısından biraz önce belirttiğim şekilde Fizyoloji çalıştıktan sonra hastalıkların oluşum mekanizmaları gözden geçirilmelidir. Kısacası önce işin “normali” daha sonra “ patolojik” hali öğrenilmelidir. Fizyolojik terimler ve mekanizmaların akılda kalıcılığını artırmak için ayrıca çeşitli bellek çivileri, akrostişler ve hikayelerde kullanılabilir. Kullanılacak olan hikayelerde hikayenin başlangıç noktasının sağlam oluşturulması ( ilk çivinin sağlam atılması ) ve sonrasında hikaye içerisinde mümkün olan her türlü absürt, komik ve aykırı benzetmelerin kullanılması önerilmektedir. Unutulmamalıdır ki kişi herhangi bir bilgiyi öğrenirken duygular işin içine girerse limbik sistem aktivasyonu sonrasında o bilginin kalıcılığı artar. Düşünün size hayatınızda yapılan kötülükleri ve iyilikleri unutmazsınız ve hatta o olaylar gerçekleşirken ortamdaki kişiler de dahil olmak üzere birçok ayrıntıyı çok net bir şekilde hatırlarsınız. Peki durum böyleyken kalıcılığı yüksek bir öğrenme için neden limbik sistemi de devreye sokmayalım? Kalıcı bir hafıza için limbik sistemin devreye sokulmasıyla birlikte; gerek Fizyoloji çalışırken gerekse diğer dersleri çalışırken düzgün ve zamanında tekrar periyotlarının da olması gerektiği akıldan çıkartılmamalıdır.

Yukarıdaki önerilerimin sınavlarınızda sizlere yardımcı olacağını umut ederek hepinize sınavda başarılar diliyorum. Sevgi ve saygılarımla.

Dr. M. Yalçın GÜNAL

Bu yazı 12243 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :