|

Tıp Eğitimi Pratiksiz Olmaz!

Tıp Bilimi’nin diğer bilim dallarından en büyük farkı, teorik bilginin yanında pratik eğitimin oldukça önemli yer tutmasıdır. Sadece teorik bilgi ve ezberle hukuk fakültesini bitirebilirsiniz ve bir avukat veya hakim-savcı olabilirsiniz. Ancak, sadece teorik bilgiyle hekim olamazsınız.

Son yıllarda TUS sınavının uzmanlık eğitiminin tek önemli atlama tahtası olduğu konusunda giderek artan bir algı vardır. Bu algı, maalesef, asistanlık eğitimi ve daha sonrasında uzmanlık alanındaki çalışmalarda ve hasta bakımında ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. TUS sınavı tabi ki uzmanlık eğitiminin ilk basamağı ve ülkemizdeki tıp eğitimi için olmazsa olmazlardan biridir. Ancak TUS sınavına hazırlık sürecinde, pratik eğitim ve çalışmalardan uzak kalma veya “kaçma” çabaları, karkası tamam ama tuğlası döşenmemiş bir bina gibidir. Bir üfürümün karakteristiğini en iyi, o üfürümü dinleyerek anlayabilirsiniz. Kreşendo-dekreşendo özelliğini ancak dinleyerek ayırt edebilirsiniz. Kızamık ile kızamıkcık döküntülerini birbirinden bizzat bu hastaları görerek ayırt edebilirsiniz. Frotmanı dinlemeden diplomayı almış bir hekimin hasta ile karşı karşıya kaldığında hata yapma ihtimali yüksektir. Rebound bulgusunu bizzat muayene ile ve hasta görerek tanımlayabilirsiniz. Meningeal irritasyon bulgularını ancak hasta muayene ederek normal bir hastanın bulgularından ayırt edebilirsiniz. Teorik bilgiyi pratikle tamamladığınızda, o bilginin beyninizde ölümsüzlüğünü ilan etmiş olursunuz.

Bu yüzden değerli hekim arkadaşlar, daha 1. sınıftan başlayarak, diplomayı alıncaya kadar, hedeflediğiniz uzmanlık alanını kazanabilmeniz için, hem üniversitedeki sınavlarda başarılı olmak, hem de TUS sınavını başarıyla atlatmak için, gerekli olan teorik bilgiyi ders notları, textbooklar, çalışma kitapları ve hocalarınızdan almanız, olmazsa olmaz şartlardan biridir. Bu inşa etmekte olduğunuz binanın temellerinin sağlam olması anlamına gelir. Ancak bu teorik bilgilerin, hem stajlarda hem de intörnlük dönemindeki klinik ve poliklinik çalışmalarında mutlaka pratik uygulamalarla pekiştirilmesi gerekmektedir. Bu da binanın tuğlalarla tamamlanıp, sıvasının atılması anlamına gelir. Üniversite yıllarında gördüğünüz her hastayı, sorumlu olduğunuz her hastayı mutlaka muayene edin, hocalarınız veya uzmanlarınızdan yardım alın, sorular sorun. Örneğin bir meningokoksik menenjit vakası gördüğünüzde hastanın muayene bulgularından tanı ve tedavi aşamalarındaki her ayrıntıyı öğrenmeye çalışın. Üstüne bir de o hastalığı ayrıntılı olarak kitaplarınızdan okuduğunuzda, yıllar sonra bile benzer bir vaka gördüğünüzde, öğrencilik veya asistanlık yıllarında gördüğünüz o vakayı en ince ayrıntılarına kadar hatırlayıp, en uygun girişimlerde bulunduğunuzu göreceksiniz.

Sıvası atılmış ve kaba inşaatı bitmiş binanın kendi zevkinize göre ince işlerinin yapılıp döşenmesi de sizin özel ilgi alanınız olan ve yıllarca hayalini ettiğiniz uzmanlığı kazanıp aldığınız 4 yıllık eğitimden sonra olacaktır.

Hekim olarak, ne zaman ve nerede başınıza bir sorun geleceği belli olmaz. Bazen bir uçakta “yolcular arasında hekim varsa kendini tanıtsın” anonsu ile irkilip, kalp krizi geçiren bir hastaya müdahale etmek zorunda kalabilirsiniz. Bazen de memleketinize, köyünüze gittiğinizde doğum sancıları tutan bir kadına doğum yaptırmak zorunda kalabilirsiniz. Veyahut da yolda giderken kısa süre önce kaza yapmış bir kişiye müdahalede bulunmak ve ilkyardım yapmak zorunda kalabilirsiniz. Bu durumda “ben dermatoloğum”, veya “Ben Fizik Tedavi Uzmanı’yım. Ben bilmem” deme şansınız olmaz. Eğer sadece teorik ve ezberle hekim olduysanız vay halinize. O yüzden öğrencilik ve asistanlık döneminde doğum da yaptırmalı, dikiş de atmalı, ilk müdahaleyi öğrenmeli ve fizik muayeneyi de en doğru şekilde yapmayı bilmelisiniz. En kötüsü de ana-babanızın “evladım böğrümde bir ağrı var, ne olabilir” dediğindeki durumunuz. “Anne, baba ben Genetik Uzmanı oldum. Bundan anlamam mı diyeceğiz?”

Sonuç olarak teorik bilgi, tıp eğitiminin ve TUS sınavının temeli kabul edilmeli, bu temel ve üzerindeki karkas yapının ev, apartman veya villa haline dönüşmesi için de pratik eğitimle desteklenmelidir. İnanın pratik eğitimle desteklenen teorik bilgi, hem size TUS’u kazandıracak, hem de iyi ve güvenilir bir hekim olmanızı sağlayacaktır. Sakın ola pratik eğitimlerden kaçmayın, hastadan korkmayın ve mümkün olduğunca sorumluluk almaya çalışın. Kendini siz değerli hekimlerin ellerine teslim edecek çok insan var. Bu sizin ailenizin bir ferdi veya akrabanız bile olabilir.

Dr. Nurullah OKUMUŞ

Bu yazı 7217 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

1 Yorum

  1. mehmet salih aktaş dedi ki:

    Allah bu eğitimi bu hale getirip 6 senelik eğitimi lise gibi sadece bir sınavı kazanma aracı haline getirenleri bu tip doktorların eline düşürsün.70 puanlık çok kazma var ama hekim olabilecek 45 puanlık bile doktor bulmak zor.bu kadar şerefli ve kutsal bir mesleği bu hale dersanecilik sistemi ve tıp fakültelerinde eğitimin ne olduğunu bilmeyen fakat prof olmuş hacalar bu hale getirdi.şimdi piyasada bir antidepresanın 50 tane yan etkisini bilen ama ilaç yazdığı hastanın aslında basit bir kayınvalide gelin kavgasından dolayı hasta olduğunu tesbit edemeyecek doktorlar var.DAMDAN SU AKIYOR BİZİM DOKTORLAR YERDEKİ SULARI BEZLE KURUTMAYA ÇALIŞIYOR.

Yorum yapın :