|

ÖSYM’ye AÇIK MEKTUP-1

“Adaleti olmayanın asaleti de olmaz”

(10 Eylül 2013)

Sayın ÖSYM Başkan ve Yetkilileri,

Size; pek çok kursiyeri 7 ve 8 Eylül 2013’te DUS ve TUS’a girmiş olan bir kurum olarak açıktan ve MERTÇE yazıyoruz. Bilin ki; sadece para peşinde koşan bir kurum olsaydık etliye sütlüye bulaşmaz, kazandığımız paranın keyfini yaşamaya bakardık. Bu ülkede korkmadan doğru sözü söyleyen mertlerin hala var olduğunu yeni nesillere -örnek olarak- göstermeyi kendimize vazife biliyoruz.

Son 4 yıldır (göreve geldiğinizden beri) sınavlarınıza giren hekim ve diş hekimleri ile sürekli bir sürtüşme ve didişme psikolojisi içindesiniz:

Sanki; karizmanız ve itibarınız çok zedelenecekmiş gibi bir ruh hali ile, hekimlerin sorulara itiraz etmelerine bozuluyor,

Bizim gibi kurumların kursiyerlerine rehberlik etmelerini “ÖSYM’ye karşı kışkırtıcı eylemler” olarak niteliyor,

Soruları iptal ederken “En ufak bir şüphe olan soruyu bile iptal edelim” diye düşünerek bir tek vatan evladının bile mağdur olmasını engellemek yerine tüm savunma mekanizmalarını kullanarak mümkün olan en az soru iptali ile “Hekimlerin çenesini kapama” yolunu seçiyorsunuz.

Hatta; iptal etmediğiniz ama “kesin olarak yanlış olan” sorular için hekimler yargıya başvurduğunda da bakanlık ve yargı üzerinde inanılmaz baskılar kurmaya çalıştığınız da kulaktan kulağa yayılıyor. Çok üzücüdür ki herkes buna inanıyor.

Tüm bunlara rağmen yargı soruları iptal ettiğinde de küçük bir özrü bile muhataplarınızdan esirgiyorsunuz.

Bütün bu olanlar o kadar ağırınıza gitmiş olacak ki; mevcut meclisi ikna ederek soruları yayınlamamak için kanun çıkarttınız. Emin olun ki, size tam olarak güvenip de yasayı meclisten geçiren yöneticilerimiz, talep ettiğiniz kanun değişikliği ile sınava girenlerin hak arama özgürlüğünün tamamen kısıtlandığını bilselerdi böyle bir kanunu geçirmezlerdi. Bugün bile bilseler tekrar düzelteceklerinden emin olabilirsiniz. Size tanınan krediye güvenip sonuna kadar “güç zehirlemesi“ne girmek, haklı olduğunuz anlamına mı gelir?

Mutlaka bilmeniz gereken bir başka nokta daha var ki; hangi önlemi alırsanız alın eninde sonunda sorular ortaya çıkacaktır. Çünkü doktorların hafızası hafife alınamayacak kadar güçlüdür. Böylece, arkasına sığındığınız “soru bankası oluşturmak” ve “Gizlilik” gerekçelerinin gerçekte bir karşılığının olmadığı çok yakında zaten ortaya çıkacaktır. Sonuçta ortaya tam bir “Devekuşu Sendromu”nun çıkması kaçınılmazdır.

Şimdi soruları yayınlamadığınızı varsayalım:

1. Sınava girenler; anayasal hakları olan “Hak arama özgürlüğünü” nasıl kullanacaklar?

2. Bazı soruların yanlış olduğunu düşünenler, neye dayanarak itiraz edecekler? Soruyu hatırlayamayabileceklerine HATTA doğru cevabın ne olduğunu bilmediklerine göre HANGİ DAYANAĞA GÖRE itiraz edecekler?

3. Siz; soruları açıklamadığınızda ve yanlış-doğru belli olmadan sonuçları ve yerleştirmeleri açıkladığınızda ADALET tecelli etmiş olacak mıdır?

4. Yargıya başvuranlar, Anayasa Mahkemesinden yasanın iptalini sağlayanlar, 10-15 ay sonra bilirkişi raporlarıyla bazı soruları iptal ettirenler çıkarsa insanların yüzüne NASIL bakacaksınız?

5. Size güvenip de arkanızda duran değerli devlet büyüklerimiz, uğraştıkları onca dahili ve harici sorunlara bir de  sizin yol açtığınız bu sorunun eklendiğini fark ettiklerinde ne hissedeceksiniz? Size güvenen yöneticilere bu “dost kazığı“nı atma hakkınız var mı?

Daha bir TUS önce 8 (Sekiz) hatalı soruyu RESMEN İPTAL etmediniz mi? Aralık 2010 TUS’unda inatlaşıp iptal etmediğiniz 5 soru yargı yoluyla iptal edilmedi mi? 19 ay sonra herkesin yerleştirilmesi değişmedi mi? O gün yeri değişenlerin sizin hakkınızdaki duygularını hiç düşünmediniz mi? Biz “hatasız soru soruyoruz” diyebilir misiniz?

Güç” hatta “zor” kullanarak soruları açıklamayıp insanların hak arama özgürlüğünü kısıtlamak ZULÜM’dür ve ZULÜM aslında, tarih boyunca çaresiz ve küçük insanların başvurduğu bir yol olmuştur. 

Sorumlu olduğunuz bu insanlara karşı SORULARI AÇIKLAYIN ki,

 Size, “vicdansız” diyenler utansınlar,

 Size, “adaletsizlik umurlarında değil” diyenler hakkınızı teslim etsinler,

 Size, “özür bile dilemeyen yüzsüzler” diyenler sizden özür dilesinler,

 Size, “ülkeyi ve adaleti değil sadece kendi ikballerini düşünüyorlar” diyenler artık ülkeyi ve adaleti öncelediğinizi de konuşsunlar.

 Size güvenen ve bin bir derdi olan yöneticilerimize gereksiz, saçma ve yeni bir dert açmayın.

 Açıklayın ki, yarın adaletsizlik ortaya çıkarsa insanlara beddua hakkı vermeyin. Beddua; kendi elinizle davet edeceğiniz son şey olsun. Mazlumun âhı, aheste aheste çıkarmış derler.

İsterseniz; anladığınızı düşündüğünüz bir başka dilden konuşalım:

Eğer, Cuma namazına gidiyorsanız iyi bilirsiniz; imam, hutbeyi bitirirken Kur’an’dan bir ayet okur: “Muhakkak ki Allah ADALETİ, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder…”

Şimdi önünüzde iki seçenek var:

1. Hakkı ve Adaleti -acı gelse de- söylediğimize kanaat getirip soruları açıklar, itirazlara imkan tanır ve şüpheli her soruyu hiç tereddüt etmeden iptal eder adil olursunuz.

2. Daha önce defalarca yaptığınız gibi, nefsinize yenik düşüp soluğu en yakın savcılıkta alır bizimle ilgili yeni bir suç duyurusunda bulunursunuz.

Biz; ölümden sonraki ilahi adalete sunulmak üzere yüz akı ile belgelerimizi mütemadiyen hazırlıyoruz. Ya Siz?

  #direnMEösym

 

Uz. Dr. Sami SELÇUKBİRİCİK

 

Bu yazı 9530 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

13 Yorum

  1. AHMET TOK dedi ki:

    helal hocam.gün gelecek ösym halka hesap verecek Mİ?

  2. umut ulusoy dedi ki:

    bu ülkeyi daha yaşanır bir hale gelmesi için sizin gibi cesur vatan evlatlarına ihtiyacımız var elinize yüreğinize sağlık. eğer sorular açıklanmazsa osym ye hakkımı helal etmem.

  3. HALİL İBRAHİM YAZICI dedi ki:

    Sami hocam söylediklerinizin hepsine katılıyorum ammma üslubu sert buldum.çünkü diyeceklerki ‘ÜSLUB-U BEYAN AYNİYLE İNSANDIR’.o zamanda değmez.saygılarımla.

  4. Dr. Ali Kemal Oğuz dedi ki:

    Ağzınıza, ellerinize sağlık. “Sivrisinek saz…” misali. Yazı, doğruyu arayana çok şey anlatıyor. Dilerim gerekli düzeylerde dikkate alınır. Saygılarımla

  5. Dr.Cihat Erol dedi ki:

    ağzınıza yüreğinize ellerinize sağlık.YDS zulmünü de unutmayalım. hepinize teşekkürler

  6. Ersoy Kandemir dedi ki:

    Helal olsun,kaleminize sağlık…Keşke karşınızda duyacak hatta azıcık yüzü kızaracak muhatabınızda olsa…

  7. vatan dedi ki:

    bu yazı çok güzel de doktorlarla uğraşan nice kurumlar var,keşke hepsine de benzer yazılar yazılsa

  8. Metin Yıldırımkaya dedi ki:

    Elinize sağlık, gönül isterdi ki bu olayın gerçek mağdurları olan TUS’a katılan hekimler aynı tepkiyi gösterebilsinler. Sırtında bir kamburu olmayanlar dik durabiliyor ve ilerleyebiliyor. Haksızlık karşısında susanlar önce haklarını sonra haysiyetlerini kaybediyorlar.

  9. emine ateş arslan dedi ki:

    Hak arama mücadelesinde yılmadan mücadele eden bir eğitimci karşısında ezberlerin bozulacağına inanıyorum. Siz bizim yanımızdasınız biz sizinleyiz.

  10. fatih çilingir dedi ki:

    bu nedir kardeşim
    ydus 2013 sınav ücreti 150 lira 

  11. fatih çilingir dedi ki:

    tusdatadan bunun için de kamuoyu yapmasını istiyorum 

  12. Nahide Tahsin dedi ki:

    Aklınıza,yüreğinize el bileğinize sağlık sizin gibi insanlarda varmış bu bile sorunu çözmeye yeter çünkü hayat böyle birşey sorunlar yaşanır ama sonra bir bakmışsın bitti gitti geriye ne kalır sizin gibi cesurlar kalır.

  13. sadık oluk dedi ki:

    gönlünüze sağlık biz ses çıkarmadıkça iyice üstümüze bindiler ama bu işin birde öbür tarafı var cehhennem sıcaktır ösym belası

Yorum yapın :