|

TUS & ELEKTRONİK SINAV SİSTEMİ

Bu aralar sıklıkla karşılaştığım sorular: Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS)’da elektronik sınava geçilebilir mi? Nisan 2014 TUS’u elektronik ortamda yapılabilir mi?

Bu soruların cevabına geçmeden önce elektronik sınavın ve TUS’un ne olduğunu biraz hatırlamakta fayda var:

ELEKTRONİK SINAV SİSTEMİ:

En bilinen örnekleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’deki USMLE (United States Medical Licensing Examination) ve İngiltere’deki PLAB (Professional and Linguistic Assessments Board)-Test’tir.

Bu sınavlar bilgisayar ortamında yapılır. Kişi önceden aldığı randevusu için online sınav merkezine (USMLE için Prometric) gider. Yani sınavlar evde internet başında değil, önceden belirlenmiş sınav merkezlerinde bilgisayar başında yapılır. Bilgisayarlar evinizdeki kadar modern değildir, ancak sınav için kulanılacak kadar donanıma sahiptir. Yani “Şu bilgisayarı alıp götürsem, acaba kaça satarım” diye bir fikir aklınıza asla gelmez.

Bu sınav merkezleri dünya üzerinde çoğu ülkede vardır. Mesela ülkemizde Ankara’da Hoşderede Amerikan Kültür Merkezinde böyle bir sınav merkezi vardır. Genel merkezden internet aracılığı ile sınav merkezine çok geniş bir havuzdan size özel bir kombinasyon oluşturulur ve yollanır. Bu nedenle genellikle, aslında gerçekle hiç ilişkisi olmasa da, aklınıza “ya merkezdekiler bana bakıp gıcık olup ve hep zor soru sorarlarsa ne yaparım” düşüncesi gelir.

Sınavda soru sayısı kişinin bilgisini daha iyi değerlendirebilmek için fazladır, mesela USMLE’de her bir basamak için 400 civarındadır. Sorular yaklaşık 50’şer adetlik 8 blok şeklinde sorulur. “Ulan o kadar da çalıştım, çalıştığım konulardan hiçbir soru çıkmadı” söylemi tarih olur. Soru sayısı fazla olduğu için hemen her konudan mutlaka soru vardır. Sınavdan kalırsanız, bunu hak ettiğinize genellikle siz de inanırsınız.

Sınav mahaline, minimum giysi gereksinimleriniz hariç, hiçbir kişisel eşyanız alınmaz. Kişisel eşyalarınızı saklamanız için size bir kilitli dolap sınav merkezince tahsis edilir. Emanetçi aramanız gerekmez. ‘Telefonumu 2000 TL’ye aldım, ne idüğü belirsiz bu adamlara nasıl emanet edeyim’ endişesi kalmaz.

Tepenize size özel kayıt yapan bir kamera konur. En ufak şüphede kayıtlarınız görsel ve işitsel olarak geriye dönük incelenir. Tüm bunları yapmak haliyle epey zaman ister, bu nedenle USMLE sonuçları sınavdan sonra en az 1 bazen 2 ay sonra açıklanır.

Her blok için kullanılabilen zamanın bir üst limiti vardır, ancak alt limiti yoktur. Erken tamamlanan bloktan kalan süre diğer bloklar için kullanılabilir. Adayın kullanabileceği yaklaşık toplam 1 saatlik ara hakkı vardır. Kapatılan bloğa geri dönülemez. Yapamadığınız soru size tekrar yöneltilmez. Bu yüzden sınav merkezine getirdiğiniz aralarda çalışmayı planladığınız notlarınızın size hiçbir faydası olmaz.

Dinlenmeler bloklar arasında verilir. Her blok sonrası ara verilebileceği gibi, 3-4 blok soru çözüp sonrasında 20-30 dakika ara vermek de mümkündür. Aralarda kantinde tost yemek de, Kızılay’a gidip alışveriş yapmak da mümkündür. Veya bir önceki arada sipariş verip 2 saat sonra siparişi yemek için kantine gitmek de mümkündür. Hatta McDonalds’dan sınav merkezine BigMac menü istemek de serbesttir.

Bu şekilde sınav yaklaşık 8 saat sürer. Sabah ve öğlen başlayan seanlar vardır. Öğlen seasında sınava girenler akşam 20:00 gibi sınavdan ancak çıkabileceğini bilir. Sınav sonrası kendinizi  tiyopental almış gibi hissedersiniz. Bu nedenle sınav çıkışı şoför olmamanız isabetli bir karardır.

Bu sistemin amortisman giderleri fazla olduğu için sınav başvuruları pahalıdır. Mesela USMLE’de her bir basamak için  ücret 820 dolardır. ABD’de yapılan pratik sınav (Step 2CS) için ise 1440 dolardır. Bazılarınızın ‘Ohaa artık’ dediğini duyar gibi oldum. Ama bunlar gerçek rakamlardır. Doktor olmak, bakmayın bizim ülkemizde ucuzlatılmaya çalışılmasına, ABD’de hiç ucuz değildir.

Her sorunun sabit 5 seçeneği yoktur. Bazı soruların 6-7 hatta bazen 9 seçeneği dahi olabilir. Sorular genellikle uzun ve vaka tarzındadır. İçerik olarak genel tababet bilgileri ön plandadır. Sınavlar uç bilgilerden ve çok yeni bilgilerden uzaktır. Yani son yıllardaki TUS’lara kıyasla görece kolaydır.

Gelelim en önemli kısıma: Bu sınavlar akreditasyon (tanınma) sınavlarıdır. Yani yerleştirme sınavı değillerdir. Yani bir nevi doktorluk yapabilmek için geçilmesi gereken yeterlilik sınavlarıdır. Bu sınavların geçilmesi sadece yabancı doktorlar için değil aynı zamanda Harvard Tıp mezunları için de gereklidir.

TIPTA UZMALIK SINAVI (TUS):

Hemen hepimizin bilgi sahibi olduğu bir sınav olduğu için ayrıntılara girmek istemiyorum. Açıkçası ayrıntılara girmemi isteyen pek bir ses de duymuyorum. Ancak TUS’un iki temel özelliğini hatırlamakta fayda görüyorum.

1: Öncelikle TUS bir merkezi sınavdır. Her adaya aynı sorular yöneltilir. Bu açıdan bakıldığında hakkaniyet içermektedir. Yani “bana zor, onlara kolay soru sordular” muhabbeti yoktur.

2: TUS bir sıralama sınavıdır. Çünkü sonucuna göre yerleştirme yapılır. Aynı yere yerleşmek isteyen kişiler arasında kimin öncelikli olacağını da belirler.

PEKİ TUS BİR ELEKTRONİK SINAV OLABİLİR Mİ?

Cevap: Tabiki olabilir. Peki bu iyi bir şey midir? Bunun cevabını vermek için böyle bir sitemin Türkiye şartlarında neleri getirip neleri götüreceğini bilmek gerekir.

Avantajlar:

1: Dünya üzerinde çok az ülkede var olan böylesine fantastik bir sınav sistemini ülkemize kazandırmış oluruz.

2: Yeni, güncel ve seçici sorulardan kurtulup, kendimizi klişe ve düzey belirleyen soruların kollarına atarız. Tabi bu iyi bir şey midir, net karar veremedim.

Dezavantajlar:

1: Teknolojik altyapı gereksinimi için büyük harcamalar yapmamız gerekir. Bu altyapıda kullanılan malzemelerin çoğunun ithal olduğu düşünülürse, zaten patlama noktasına gelen ülkemizin cari açığa bir katkı da biz yaparız.

2: Güncel mevzuata göre TUS’un, yılda 2 kez ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılması gerekir. Ayrıca TUS mevzuata göre bir yerleştirme sınavıdır. Yani böyle bir uygulama için yeni pek çok yasal düzenlemeler gerekir. Bu da zaman gerektirir. Çok geniş ve niteliği test edilmiş soru havuzu gerekir. Bak bir sorunun cevabı geldi işte: Demekki neymiş ne Nisan 2014’e ne de Eylül 2014’e böyle bir sistemin yetişmesi çok mümkün değilmiş.

3: Sekiz bin kişi için bir elektronik sınav merkezi kuramayacağımıza göre, TUS’un yerleştirme sınavı olmasından vazgeçmemiz gerekir. Çünkü farklı sorular ile farklı zamanlarda sınanmış kişileri sıralamak adil ve mümkün değildir. Problemler yumağı da işte tam burada başlamaktadır. Çünkü akla ilk gelecek soru: Yerleştirmeler nasıl yapılacak?

4: Her klinik kendi asistanını seçmek isteyecektir. Bu seçimde hiç kuşkusuz TUS sonuçları çok önemli olacaktır (!). Ancak niyeyse hep karşılaşılan eşitlik durumunlarında “başka” kriterler devreye girecektir. Hiç unutmam Hacettepe’de profesör olan bir hocamız stajda bize 1989 öncesine ait bir anısını anlatmıştı. Kliniklerine alacakları 1 asistan kadrosu için kendisini aynı üniversiteden 6 doçent, 10 profesör, 2 dekan ve 1 rektörün aradığını söylemişti. Bu aramalar genellikle “iyi niyetli referans girişimleri” idi. ‘Peki hocam kimi seçtiniz?’ diye sorduğumuzda: “Rektörün önerdiği isim çok daha başarılı, akıllı ve becerikli idi (!)” demişti.

SONUÇ:

Şahsen ÖSYM’nin vatanseverliğinden şüphe duymuyorum. Ancak iyi niyetli olmasına rağmen gelecekte birçok nesilin mağdur olmasına neden olabilecek düzenlemeler yapılmasından kaygılanıyorum. Bu sistemin “kimsesizlerin kimsesi” olmasından, Türkiyenin “zenci Türklerin” en azından fırsat eşitliği bulduğu bir yer olmasından uzaklaşmasını istemiyorum.

Bu nedenle ideal olmasa da ülkemiz pratik şartlarında “adalet ve fırsat eşitliğine” yol verdiği için TUS’un bir merkezi ve yerleştirme sınavı olarak kalmasını destekliyorum.

25 yıldır yapılan bir sınavın küçük kusurlarını düzeltmeyi, sonuçlarını çok kestiremeyeceğimiz bir maceraya atılmaya yeğliyorum. Çünkü her “yeni” uygulamanın mutlaka “iyi” birşey olmayabileceğini düşünüyorum.

Selamlar, sevgiler..

Dr. Ahmet ALTUN

www.facebook.com/altun.temelklinikfarmakoloji 

Bu yazı 7322 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :