|

Mutlaka Danışın ve Uzmanlardan Öğrenin

Vaktiyle bir ormanda kıtlık gelişir ve hayvanlar yaşamlarını sürdürmede oldukça zorlanır. Ormanın kralı olan aslan tüm genç hayvanları toplar ve yaşlı anne ve babalarını öldürme talimatı verir, gençler yaşayabilsin diye. Emri uygulamayanların kendilerini de öldürmekle tehdit eder. Emir tüm hayvanlar tarafından eksiksiz uygulanır fakat bir tavşan yaşlı babasına kıyamaz ve “babacığım sen ortalıkta hiç görünme, ben sana bakarım” der. Bir süre sonra ormanda yangın çıkar ve genç hayvanlar ne yapacaklarını bilemez durumdadır. Aslan tüm hayvanları toplar ve “annesi, babası hayatta kalan var mı? Onların tecrübesine çok acil ihtiyacımız var.” der. Tavşan çekinerek babasının hayatta olduğunu söyler ve meclise çağrılarak bu durumdan nasıl kurtulunacağı sorulur. “Biz ormanda bir yangın çıktığı zaman nehir kenarını izleyerek bu bölgeden çıkardık.” cevabını verince tüm hayvanlar kurtulur.

Hayat herşeyi yapıp tecrübe etmeye yetecek kadar uzun değil. Ayrıca zorlu engellerle dolu inanılmaz bir yarış var. Bu yarışa daha once katılmış insanlardan fikir almadan sadece kendine güvenerek yarışı kazanmayı düşünenler büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Halbuki etrafta kendilerine her konuda yardımcı olmayı seve seve kabul edecek çok sayıda yetişkin bulunuyor. Sadece biraz içimizdeki gururu kırarak sormakla aşılamaz sanılan engeller kolaylıkla geçilecektir.

Günümüzde dünyayı yöneten liderlerin hemen her konuda danışmanları vardır ve onlardan aldıkları bilgi ve görüşleri sentez ederek kendileri karar veriyorlar. İnsan çoğu zaman yönünü çizemiyor ve kendisinden daha bilge birisinin tavsiyesine ihtiyaç duyuyor. Bu durumda kimlere danışılır? sorusu akla geliyor. Mesleki olarak başarılı olmuş, iyi bir ailevi hayatı olan ve bizlerin iyiliğini yürekten isteyen kişiler bizler için çok kıymetli birer cevherdir ve onların yol göstermeleri paha biçilmez bir servettir. Bu arada anne ve babalarımızı da ihmal etmemek, onların da görüşlerine müracaat etmek , dualarını almak hedeflerimize ulaşmada oldukça etkilidir. Danışmadan, sadece kendi görüşü ile hareket eden sonunda mutlaka pişman oluyor.

Kasım 1993 yılında biyokimya uzmanlığını alınca bir laboratuvar açarak profesyonel hayata atılmak istedim. Yukarıdaki özelliklere ve çok daha fazlasına sahip bir büyüğüme fikrimi açınca “ölü doğmak risktir, önce kariyer yap” dedi. Öncelikler bu şekilde belirlenince doçent olmak için kollarımı sıvadım ve üç yıl sonra doçentliğimi aldım. Sonra ülkenin en büyük özel laboratuarında altı yıl çalışarak laboratuarcılık alanında çok şey öğrendim. Daha sonra Ankara Numune hastanesinde klinik şefliği ve laboratuar direktörlüğüne doğrudan atandım. Burada docent oluşum ve iyi bir yerde edindiğim deneyim benim bu göreve atanmamda etkili olmuştu. Numune hastanesinde iyice piştikten sonra çok kapsamlı, büyük bir laboratuar açma fikri olgunlaştı ve hayata geçti. Kurduğum laboratuar belli bir seviyeye gelince yabancı ortaklığı devreye girdi ve 60 kişinin çalıştığı 1000’in üzerinde farklı testin çalışıldığı tamamen kurumsal bir yapı ortaya çıktı. Saydığım tüm bu evreler benim için kararı çok zor verilecek önemli yol kavşakları idi ve  saygı duyduğum insanların kıymetli tavsiyelerine uyarak sonunda pişman olacağım yollara girmedim.

Geçtiğimiz haftalarda sıradışı bazı kişilere göre başarının en önemli ilkesinin “kendi kendine disiplin” olduğunu vurgulamıştım. Yine bunlara göre ikinci en önemli ilkesi ise “uzmanlardan ders almak” tır. Herşeyi tek başına öğrenebileceğiniz kadar uzun yaşamayacaksınız.

Herhangi bir konuda başarılı olmak istiyorsanız ilk yapmanız gereken o konuda öğrenmeniz gerekenleri öğrenmektir. Uzmanlardan ders alın, kitaplarını okuyun, seminerlerine katılın, onlarla doğrudan görüşün, tavsiyelerini alın. Bazen hayatınızın yönünü değiştirmek için gerek duyduğunuz tek şey bir fikirdir. Uluslararası kongrelere katılarak tüm dünyadaki meslekdaşların neler yaptıklarını öğrenmek , son gelişmeleri anlamak ve bunları kendi ülkenize uyarlamak, bu konuda öncü olmak maddi ve manevi yükselmenin anahtarı olmaktadır. Yaşam boyu öğrenci olmaktan vazgeçmemek gerekiyor.

Sürekli okumak üzerine çok vurgu yapılıyor. Burada kritik soru şu: Mesleki yayınların dışında ne tür kitaplar okuyalım? İçindekileri başkalarına anlatacabileceğiniz, moral gücünüzü devamlı yüksek tutacak, sizin pozitif, iyimser olmanıza katkıda bulunacak kitapları okuyun. Damak tadınıza uygun kitap bulursanız onu defalarca okuyarak içinde geçen bilgiler sizin huyunuz haline geliyor ve bir sure sonra etrafınıza ışık saçan bilge insan oluyorsunuz, hayattan keyif almaya başlıyorsunuz.

Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlanan bir dergide 2012 yılının ABD halkı için bir kayıp yılı olduğunu, çünkü Steve Jobs (Apple’ın kurucusu), Steven Covey (Etkili insanların yedi alışkanlığı adlı kitabın yazarı) ve Zig Ziglar’ı (Amerikalı yazar ve motivasyon konuşmacısı) kaybettiklerini belirtiyor. Bu kişiler kendi alanlarında büyük bir kesime ışık olmuşlar. Bunlardan Zig Ziglar’ın benim de beğendiğim bir sözü var: “Fakir insanların büyük televizyonları, küçük kütüphaneleri vardır. Zengin insanların ise küçük televizyonları, büyük kütüphaneleri vardır.” İlave ediyor: “Siz televizyon seyrettiğiniz için size para mı veriyorlar?” Kendimize hiçbir şekilde geri dönmeyecek şeylerle vaktimizi geçirmemek öz disiplinine sahip olmamız gerekiyor. Fransa’da lise öğrencileri arasında araştırma yapmışlar ve o dönemde okudukları kitapları incelemişler. Öğrencilerin %10’unun ekonomi, tarih, siyaset, felsefe gibi ciddi konularda kitap okuduğunu ve 20-30 yıl sonra Fransa’da üst düzey kişilerin %90’ının bu %10’luk kesimden geldiğini belirlemişler. Burada kritik nokta şu: Öğrenmenin ve yükselmenin yaşı yoktur.

Önceki haftalarda yazdıklarımızı da gözönünde bulundurarak özetlersek, olağanüstü başarılar için: (1) Kendi kendine disiplin ilkesine sahip olmak; (2) Vizyon ve hedeflerimizi belirlemek ve bunlara ulaşmak için planlar yapmak ve yazmak; (3) Güvendiğimiz kişilere danışmak ve bu doğrultuda hareket ederek uzmanlardan dersler almak, kitaplarını okumak; gerekiyor. Şİmdi sıra uygulamaya geliyor. Önümüzdeki hafta nasipse ingilizcede “diligence for excellence” deyimini ayrıntıları ile inceleyeceğiz. Sıradışı bilgilere sahip olacaksınız ve uçuşa geçmeye başlayacaksınız. Şimdiden heyecan içindeyim, sizlerle yukarılarda karşılaşacağım için.

Dr. Metin YILDIRIMKAYA

 

Bu yazı 2362 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

1 Yorum

  1. merve saraç dedi ki:

    helal olsun metin hocamz yine harika paylşmyla yol gösteriyor cok güzeldi yazınz minnettarız diğer yazılrnzı sabırszlıkla bekliyorum.saygılar iyi ki varsnz

Yorum yapın :