|

TUS’a Çalışmada Sorunlar & ÇÖZÜMLER

Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) uzun ve ince bir yol. Mezile en iyi şekilde varmak için yolda karşılaşılabilecek genel problemlere dair çözümler hakkında düşünmekte fayda var. Aşağıda okuyacaklarınız hiç kuşkusuz en iyi veya tek çözüm yolu değil. Sadece sektörde 10 yıla yaklaşan bir tecrübenin gözlemleri ve önerileri olarak okunmalıdır.

* Motivasyonum düştü, ders çalışmaya başlayamıyorum.

– Çalıma ortamınızı, sıkıldıkça değiştirin. Birkaç gün çalışma salonunda, birkaç gün evinizdeki odanızda, birkaç gün kütüphanede çalışmayı deneyin.

* Sayfanın sonuna geldiğimde ‘Ulan, az önce ben ne okudum?’ diye şüphe duyuyorum. Okuduğuma konsantre olamıyorum.

– Bu hissiyat, çalışırken sadece harflere veya kelimelere bakarak geçenlerde veya okuduğunu kognitif sistemde işlemeyenlerde gelişir. Okuduğunuza konsantre olmak için her sayfanın sonuna geldiğinizde o sayfada bulunan en önemli beş bilgiyi sayfa sonuna yazın. Sayfanın sonuna geldiğinizde bunu yapmanız gerektiğini bildiğiniz için, okuduğunuza ister istemez daha fazla konsantre olursunuz.

* Soru mu çalışsam, konu mu çalışsam? Karar veremedim.

– Elinize bir soru bankası alın. Çözemediğiniz soruların açıklamasını okuyun. Açıklamayı okuduğunuzda ‘Hadi ya, demek cevabı buydu. Bak ben bunu aslında yapabilirdim. Nasıl da hatırlayamadım, düşünemedim?’ diyorsanız bu soru eksiğiniz olduğunu gösterir. Ancak açıklamaları okuduğunuzda ‘Hadi ya, waav, baksana böyle şeyler de varmış!’ diyorsanız bu da genellikle konu eksiğiniz olduğunu gösterir.

* Denemelerde, sınavlarda hep iki seçenek arasında kalıyorum. Sorulara tereddütsüz bir şekilde ‘Aha da cevap budur!’ diyemiyorum.

– Bu, genelde az soru çözmüş veya hiç soru çözmemiş kişilerin problemidir. Konu hakkında kabaca bilgisi olan ancak soruyu net bir şekilde çözdürecek kadar konuya vakıf olmayanların sorunudur. Açıklaması özenle hazırlanmış ve çeşidi bol bir soru bankası çözdükten sonra sorun kalmaz.

* Ders çalışırken uyukluyorum.

– Sempatik sistem santrali uyarır. Parasempatik sistem santrali gevşetir. Sempatik sisteminizi aktive edin. Proteinli besinler, soğuk hava, stres ve heyecan sempatik sitemi uyarır. Karbonhidratlı ve yağlı besinler, sıcak hava ve ümitsizlik parasempatik sistemi uyarır. Protein ağırlıklı beslenme, hafif serin mekanlarda ders çalışma, okuduğunuza karşı heyecan duyma performansınızı arttırır. Sayfa kenarındaki boşluklara küçük notlar alarak, karmaşık bir konuyu kısa algoritmalara çevirerek çalışmak da veriminizi arttırır.

* Okuduğumu, çalıştığımı hemen unutuyorum. Hatırlayamıyorum. Sanki olduğum yerde patinaj yapıyorum, ilerleyemiyorum. Doldur-boşalt, doldur-boşalt yaptığımı hissediyorum.

– Her okuduğunuza ‘Ben bunu nasıl hatırlayacağım?’ gözüyle bakın. Her yere uyacak genel bir çözüm yok. Makro çözüm yok, başarı mikro’da. Yerine göre küçük bir mekanizma, ilişkili bir klinik bilgi, bir çağrışım, hayatınızdaki bir olay.. Her kilit bilgiyi bir şekilde bir şeyler ile ilişkilendirmeye çalışın. İlişkilendirilmiş bilgiyi çağırmak daha kolaydır.

* İlk okumada çok vakit kaybediyorum. Hızlı okursam hiçbir şey anlamayacağımdan korkuyorum.

– Ayrıntı, konuya kabaca hakim olanların ve belli bir düzeyi aşmış olanların çalışması gereken şeydir. İlk okumada girilecek mevzular değildir. Çok yavaş çalışanlar ister istemez ayrıntıya girmeye başlar. Hızlı demiyorum, ancak seri okuma sizi ayrıntıya girmekten korur. Evet ilk okuma dahi olsa, seri çalışma yavaşa tercih edilmelidir.

* Ezberlenmesi gereken şeylerin baş harflerinden kelimeler oluşturuyorum. Ancak sayıları arttığı için bir süre sonra herşey karışıyor. Ne anlama geldiklerini, nerede faydalı olduklarını unutuyorum.

– Bu durum, oluşturulan kelimenin konu ile ilgisiz olmasından kaynaklanır. Oluşturduğunuz kelime devrik olabilir, ancak lütfen kenarından veya kıyısından bile olsa konu ile ilişkili olsun.

* Bıktım, usandım. Hiç çalışasım yok.

– TUS’un ne kadar önemli bir kavşak olduğunu düşünün. Bir yola girdiniz artık, dönüşü yok. TUS, köprüden önceki son çıkış. Şimdi çalışmazsanız ileri de çok daha fazla çalışmanız gerekecek. Kırk yıl çalışma şartları ağır, nöbetleri yoğun, geliri az bir mesleği yapmak da var; nöbeti olmayan, görece çalışma şartları nezih ve geliri yüksek olan bir mesleği yapmak da var. Altı aylık bir azim ile yaşabileceğiniz kırk yıllık refahı düşünün.

Hiç kuşkusuz tüm sorunlar bunlar değil. Sadece sık karşılaşılanlar hakkında fikir ve çözüm önermeye çalıştım. Hepinize emeğinizin hakkını alacağınız güzel günler diliyorum.

Selamlar, sevgiler..

Ahmet ALTUN, MD
Altun Temel ve Klinik Farmakoloji

 

Bu yazı 4568 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :