|

NETİM NİYE ARTMIYOR?

İlk okumalarını bitiren, sınava az vakti kalan, soru bakmaya başlayan veya denemelere daha ciddiyetle girenlerin genellikle karşılaştıkları ilk ŞOK: Bu mudur yani? Tüm konuları bitirdim, derslere girdim. Ancak bu net harcadığım emekle hiç orantılı değil!

Lafı eğip bükmeye gerek yok. Soru çözemeyen kişinin konuyu öğrendiğinden, bilgiyi kafada oturttuğundan söz etmek mümkün değildir.

Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) çalışma sürecinin nihayi ve temel amacının sizi istediğiniz yere ulaştıracak sayıda netten geçtiğini söylemeye gerek yok. Başarı için her türlü fedakarlığı yapıp, sınav günü yapmanız gereken şeyi (soru çözmeyi) yapmamak ancak bir akıl tutulması olabilir.

Arkadaşlar, soru çözemedikten sonra konuları 20 defa tekrar etseniz ne olacak?

– Ben bilgiyi bileyim, soruyu nasıl olsa yaparım.

– Hele bir tekrar daha atayım, sonra soru bakarım.

– Tüm konuları bitireyim sonra soru bakarım.

– Tam öğrenmeden soru bakarsam moralim bozulur, sonra hiç çalışamam…diye diye diye…günler geçer gider, sınava 2 ay kalır. Acı gerçekler ile başbaşa kalınır.

Bu cümleler ertelemeden rahatlık bulan kişilerin söylemleridir. Kişi soru çözünce sınava tabi tutulacağını düşünür. Eh nihayetinde kimse sınava tabi tutulmaktan hoşlanmaz, mümkünse ertelemek, hatta iptal etmek ister. Ancak bu doğru bir düşünce değildir. Soru çözünce sınava girmiyorsunuz. Aksine nerelerin sorulduğunu, neyin önemli olduğunu, yanlış bildinizin doğrusunu fark ediyorsunuz. 

Konuyu okumak ile öğrenmek aynı şey değildir. Okumak; sadece o bilgiyi görmüş olmaktır. Öğrenmek; onu hafızaya kaydetmiş olmaktır, kognitif sitemde işlemiş olmaktır ve gerektiğinde hatırlayabilmek demektir.  Bilgiyi hafızaya kaydetmek için, gerektiğinde onu geri çağırabilmek için onu bir şeyler ile ilişkilendirmek gerekir. Bu ilişkilendirme bazen bir mekanizma, bazen bir klinik bilgi, bazen bir hatıra, bazen görsel teknik, bazen bir çağrışım olabilir. Bilgiye ‘Ben bunu nasıl hatırlarım?’ gözüyle bakınca ilişki bir şekilde bulunur, olmadı oluşturulur.

Konu öğrenmek ile onu kullanabilmek de aynı şey değildir. Kullanılmayan bilginin başarıya katkısı olmaz. Bilgiyi kullanabilmek, başarıya giden yolun son ve en önemli aşamasıdır. Uzun ve zorlu TUS yolculuğunu aşıp bu aşamaya takılıp kalmak en büyük talihsizliktir. Bunu aşmanın da en iyi yolu ilgili konu ile ilgili bol bol kaliteli ve açıklamalı soru çözmektir. Çok farklı bakış açılarını görmek, bilginin nasıl sorulabileceği hakında önceden pratik yapmış olmak size sınavda çok ciddi avantajlar sağlar.

Örneğin;

* Retinal pigmentasyona neden olabilen antipsikotik ilaç tiyoridazin size: ‘Otuz yaşındaki erkek hastanın fundus muayenesinde bilateral pigmente lezyonlar saptanıyor. Hastaya retinitis pigmentoza ön tanısı konuyor. Daha sonra alınan ayrıntılı anamnezinde aslında hastanın kullanmakta olduğu bir ilacın buna neden olduğu fark ediliyor. Bu ilaç aşağıdakilerden hangisidir?’ diye sorulabilir.

* Safra asidi bağlayan reçinelerden olan hipolipidemik ilaç kolestiramin: ‘Aşağıdaki ilaçlardan hangisi kolesterol’ün metabolizmasını hızlandırarak plazma düzeyini düşürür?’ diye sorulabilir.

* Karbonk anhidraz enzim inhibisyonu ve kalevi diürez oluşturan asetazolamid size: Orak hücreli anemi nedeniyle takip edilen bir hastanın glokom tedavisi için aşağıdaki ilaçlardan hangisi tercih edilmemelidir?’ diye sorulabilir.

* Bir beta blokör olan propranolol’un nonselektif olması size: ‘Aşağıdakilerden hangisi isoproterenol’un etkilerini engellemede daha başarılıdır?’ diye sorulabilir.

* Hem beta hem de alfa blokör olan labetalol size: Astım tedavisi için albuterol ve nazal konjesyon tedavisi için fenilefrin kullanan bir hastanın hipertansiyon tedavisinde aşağıdaki antihipertansiflerden hangisi uygun bir seçenek değildir?’ diye sorulabilir.

Örnekleri arttırmak mümkün. Önceden yeterince soru çözmemiş bir kişi bu sorular ile karşılaşınca ‘Ula bu adam ne diyor, bu da nedir?’ diye düşünür, ancak önceden benzer soru çözmüş bir kişi leb demeden leblebiyi anlar. Bu ve benzeri sorularda takılmamak için size vizyon katacak, kaliteli ve açıklamalı bir soru bankası gerekir. Bir soru bankasının kaliteli olup olmadığını anlamak için neye bakmak gerekir, bunu öğrenmek için aşağıda linki olan yazıdan okuyabilirsiniz:

Link: /29238/ideal-soru-bankasi

Bazı arkadaşlarımızın ‘Hocam, bu anlattıklarınız henüz vakti olan kişiler için iyi güzel de, bizim sınava 2-2,5 ayımız kaldı. Bizim için ne öneririsiniz?’ dediğini duyar gibiyim.

Hem yeterince soru çözmek hem de vakitten kazanmak için bu arkadaşlarımız  soru bankalarını ‘soru-cevap’ şeklinde çalışabilir. Soruyu çözmeye çalışmadan, sadece soru kökünü ve cevabını okunarak, varsa çeldirici seçeneğe bakarak geçebilirsiniz. Soruyu çözmek için 1-2 dakikanız geçer. Ancak bu şekilde 1 dakikada 5-6 soru bakabilirsiniz. Bu yöntem önceden çözülmüş soru bankalarının tekrarı için de iyi bir yöntemdir.

Eğer deneme sınavlarında hep iki seçenek arasında kalıyorsanız. Bunun en önemli nedeni az soru çözmektir, sizi hedefe ulaştıracak ayrıntıyı bilmemektir. Emeğimizin hakkını almak için soru çözmeyi ertelemeyin. Şimdi çözmezseniz, iyi bir puan istiyorsanız, bir sonraki TUS nasıl olsa çözmek zorunda kalacaksınız. Öyleyse neden hemen şimdi olmasın?

Selamlar, sevgiler..

Ahmet ALTUN, MD
Altun ve Temel Kinik Farmakoloji

Bu yazı 3711 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :