|

BİLİNMEYEN YÖNLERİ İLE FTR

PMR(physical medicine and rehabilitation) olarak da kısaltılan bazen de Fiziyatri olarak geçen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon bilim dalı aslına ülkemizde genç sayılabilecek bir bölüm…

FTR Tıpta uzmanlık sınavında önem gören bölümlerin başında geliyor. Genellikle FTR’ nin tıpta uzmalık sınavı tercihlerinde revaçta olmasının sebebi rahat olması… Yine de rahatlığı dışında bazı bilinmesi gereken özellikleri de mevcut. Gelin FTR’ yi yakından tanıyalım ve sadece iyi puan alan rahatlık arayan kişilerin değil de gerçek idealistlerin aslında neler öğrenebileceğini görelim.

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon ile ilgili bilinenler genellikle tercih döneminde ortaya çıkan şu dedikodulardır:

  “FTR diye bir bilim dalı zaten batı da yokmuş.”

“FTR uzmanlığı fizyoterapistlere verilecekmiş. Zaten tüm işi onlar yapıyormuş”

  “Yakında fizyoterapisleri ortopedi ve nöroşirurji de istihdam edebilecekmiş. Böylece FTR uzmanına gerek kalmayacakmış” 
(keşke… 🙂)

Bazı FTR hocaları fizyoterapist kökenliymiş. Bu yüzden asistanlardan nefret ediyorlarmış.(yok artık)

  “FTR çok rahatmış bütün gün oturuyorlarmış” (Nerde o günler 🙂)

  Bu yüzden FTR cilerin mesleki tatminleri yok denecek kadar azmış. Her gün istifayı düşünüyorlarmış

“FTR romatolojisine kimse gitmiyormuş. Çünkü dahiliye romatolojisi daha iyimiş.

FTR hastaları sürekli kronik hastalarmış. Hiçbir tedaviden mutlu olmazlarmış

Aslında dedikodu diye tabir ettiğimiz bu bilgilerin çoğunun tercih dönemine denk gelmesi de ayrı bir spekülasyon konusu… İşin doğrusuna gelecek olursak

  FTR tabiki batı da var. Textbookları olan bölümler zaten TUK tarafından kabul edilir.

  Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon bilim dalının küçük bir kısmı fizyoterapistler ile ilişkidedir. Rehabilitasyon dediğimiz kısım aslında FTR nin önemli kısmını kapsamaz… Tabiki fizyoterapistler de tek başına hasta bakamaz.

FTR’nin ikinci büyük ayağı romatolojidir ki eklem bilimi anlamına da gelip tamamıyla FTR nin içinde yer alır. Yazacağınız yerlerde soracağınız ilk soru ‘nöbet sayısı’ndan önce romatoloji yatak sayısı ve vaka sayısı olmalıdır. Dahili romatologlar ile de hiçbir zaman çakışmazsınız.. Hatta koordineli olarak daha güzel işlere imza atarsınız.

FTR nin acili yoktur. FTR de yanlış tedavi hastanızda geri dönülmez hasarlara yol açmaz.( göğüs uzmanının tbc ye steroid vermesi gibi) Ancak yine de FTR boş oturulan bir bölüm değil. Tam tersine poliklinik kısmı çok yoğun olan bir bölümdür.

  FTR nin komplikasyonu azdır. Malpraktis yok denecek kadar azdır. İşlemler hızlıdır ve BASİTTİR. Amaç açık ve nettir…Hasta ayağa kalkmalı ve acıları dinmelidir.

FTR uzmanı EMG yapabilir. EMG de bulgu saptarsa enjeksiyon ile  müdahale edebilir. KTS tanısını aynı seansta koyar ve tedavi eder.

FTR uzmanı botoks yapabilir. Serebral palsi, hemipleji gibi spastisitenin çok olduğu hastalıklarda botoks raporu çıkarabilir. Botoksu hazırlayıp uygulamak FTR asistanı için çocuk oyuncağı gibidir. Hastasının yaşam kalitesini girişimsel olarak düzeltebilir

FTR uzmanları fizik tedavi kartı doldurabilir. Bu öyle değerli birşeydir ki tek başına bir doktorla tıp merkezi kurulabilir. Birçok hasta fizik tedaviye alınabilir ve üstelik doktorun oturduğu yerden takip etmesi yeterlidir. Çevrenize bir bakın. Hangi branşlarda tıp merkezi göreceksiniz?

FTR uzmanı kas iskelet sistemi USG’si yapabilir. Görüntüyü yorumlayıp gerekli yere enjeksiyon planlayabilir. Gerekli gördüğü eklemin içine USG eşliğinde steroid, hyalurinik asit, lokal anestezik vs enjekte edebilir. Düşünün bir hastanız “şuram ağrıyor” diyince siz o bölgeye USG ile bakıyorsunuz. Dünyada bundan sensitif başka yöntem yoktur.

FTR uzmanları proloterapi, nöral terapi, balneo terapi, mezoterapi gibi yöntemlerle hem hastalarına ciddi fayda sağlayabilir hem de maddi tatmini yüksek yollara girebilir.

FTR uzmanları lomber hernilerde epidural bölgeye detaylı bir enjeksiyon ile hastalarını cerrahi işlemden kurtarabilir. Bu nedenle her FTR uzmanı aslında bulunmaz bir algologdur.

Gördüğünüz gibi FTR’nin olanakları ve nimetleri saymakla bitmez. Eğitim açısından perifer iller ile Ankara İstanbul’un pek farkı yoktur. Tek fark üniversite ve eğitim araştırma hastaneleri arasında olabilir ki bunlar da romatolojik vakalar ile ilgili farklardır.

Eski çağların gerçek hekimlik nosyonu “acıyı dindir ve zarar verme” prensibi aslında modern dünyada FTR ile hayat bulmuştur. Severek yapmak isteyen her asistanı kucaklar ve hayatı boyunca tatmin olabileceği bir serüvene sokuverir. Ne dersiniz? Bayramlaşmaya gittiğiniz evdeki teyzelerin dizlerini, amcaların bel ağılarını, çocukların düz tabanını çözmek istemez misiniz?

Dr. Özkan

Bu yazı 7533 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :