|

Beyaz Önlüğün Dayanılmaz Ağırlığı

“Eğer çektiğiniz acılara bakarak üretkenliğin bir bela, kör gırtlağı doyurmanın da alnınıza yazılmış bir büyü olduğunu söylerseniz, sizlere akan alın terinizden başka hiçbir şeyin bu yazgıyı silip atamayacağını duyururum. “

Halil Cibran

Değerli arkadaşlarım, bir TUS sınavını daha geride bıraktık. Dilerim bu yolda emek veren, gerçekten bir dalda uzmanlaşmak isteyen arkadaşlarımız diledikleri yerde ihtisas yapma şansına kavuşurlar ve daha da önemlisi gittikleri yerde çalışmaktan mutlu olurlar. Emek verenler emeklerinin karşılığını alırlar.

Bu güzel ülkede yaşamak gerçekten zor. Çalışmak hele de hekim olarak çalışmak çok daha zor. Yüksek lisans sahibi, hayatının 30’lu yıllarına gelmiş insanların böylesine özensizce hazırlanmış bir eleme sınavına maruz kalması gerçekten üzücü olsa gerek. Burada hiç şüphesiz ki böylesi bir eleme sınavının gerekliliği değil, ne kadar özensizce hazırlandığı sorgulanmalı elbette. Toplamda 200 soru içeren bir bilim sınavında 4 tane yanlış ve yaklaşık bir düzine tartışmalı sorunun bulunması hekimlerin emeğine karşı duyulan saygıyı yansıtıyor olsa gerek.

Sevgili arkadaşlar, bu durum elbette sonucu değiştirmeyecek. Sonuçta eğer bir eleme sınavıysa bu, yanlış sorular iptal edilecek, tartışmalı sorular da herkese tartışmalı olarak kalacak.

Bu sınavda beklediği performansı yakalayamamış arkadaşlarımız için kesinlik şunu söyleyebilirim ki kendinize ait genellemelerden özellikle kaçının. Ben yapamam, hiçbir şey bilmiyorum gibi genellemeler her zaman sinsi tuzaklar oluşturur. Özbenliğinize vereceğiniz bu tür mesajlar hem kendinize saygınızı azaltacak hem de motivasyonunuzu kesinlikle bozacaktır. Aklınıza ben yapamam fikri geldiğinde hemen şunu sorun: ben neyi yapamam, kime göre, ya da ben hiçbir şey bilmiyorum da neyi bilmiyorum, neye göre, kime göre. Göreceksiniz ki bu soruları sorduğunuzda bütün genellemelerin içi boşalacaktır. Bir diğer genelleme de ben yetiştiremem dir. TUS a girerken ben her konuyu bitirdim, hazırım diye giren kimseyi daha görmedim. Bakın ne güzel anlatmış ozan:

“Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden ama daha baygın yatar ayılmadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulmadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir ama sayısı bir tamam sayılamadı.

Kuyudan çektim suyu ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye ama taştan fincan oyulmadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.”

Nazım Hikmet (1959)

Bu sınavda istediği yerlerde ihtisas yapma hakkını kazanacak olanlara yeni yerleri hayırlı olsun diyorum ve gittikleri yerlerde, uzmanlık eğitimi alırken önce iyi insan, sonra iyi hekim olma gerekliliğini unutmamalarını öneririm. Uzmanlık eğitimleri sırasında kendilerini profesyonelce olabilecek en iyi şekilde teorik ve pratik olarak yetiştirmeleri son derece önemlidir.

Bu sınavda beklediği performansı yakalayamayan hekim arkadaşlarım, ilk olarak belirlemeniz gereken şey hangi dalda uzmanlaşmak istediğinizdir. Yani doğru bir hedef koyabilmektir. Eğer koyduğunuz hedef doğru ise kesinlikle sizi motive edecek ve sınav performansınıza olumlu katkısı olacaktır. Sınava hazırlanırken, yaptığım tercihleri kazanırsam çok mutlu olurum, bu tercihlerin hepsi beni heyecanlandırıyor diyebiliyorsanız çalışmak konusunda, motivasyon konusunda sıkıntı duymazsınız. Eğer bunu başaramıyorsanız, kendinizi değil yaptığınız tercihleri gözden geçirin.

Doğru bir hedef olmadan başarının tanımı olamaz. TUS u kazanmak başarı değildir, doğru bir hedef te değildir. Başarı hedeflediği dalda uzmanlık eğitimi alabilmek ve uzman olduğunda seçtiği mesleği icra ederken mutlu olabilmektir. Bu hedefe ulaşabilmek için TUS gibi bir eleme sınavında belli bir performansı yakalamanız gerekmektedir.

TUS a konsantre olmakta , çalışmakta ya da çalışmaya başlamakta sıkıntı çeken arkadaşlarım öncelikle TUS a yükledikleri anlamı gözden geçirsinler. TUS hedeflediğiniz dalda uzmanlık eğitimi alabilmek için aşmanız gereken bir basamaktır. Doğru tercih yapan herkes sınavda bildiklerini hatırlamakta ve gerekli performansa ulaşabilmektedir. Sonuçta hekim olan bir kişinin ne yeteneği, ne zeka seviyesi, ne de başarısı sorgulanamaz. TUS da başarılı performans tamamen tercih meselesidir. Sınavda doğru hedefleri koyan baştan başarıyı tercih etmiştir ve arzu ettiği puanı alır ve istediği yere yerleştirilir. Kazanamayan ise kazanamamayı tercih etmiştir çünkü düzgün bir hedefi yoktur. Kazanamamak ne iyi hekimliğin ne de kapasitenin göstergesi değildir. Sadece kazanmamayı tercih etmelerinin sonucudur. Sınava giren yaklaşık 12-13 000 hekimden ortalama 3000 i bir programa yerleştiriliyor. Sınava giren hekimlerin TUS a emek verip, çalışarak kazanmak içen girenlerin sayısı 5000 i geçmez. Geri kalanı gerçekten alışkanlık ya da nöbet korkusu, Ankara da hafta sonu geçirme isteği gibi sebeplerle giriyor. Sınava giren 5000 kişinin ise ancak 2000 i doğru tercihlerini belirlemiştir ve istediği yerde eğitim almaya hak kazanır. Özetle sınava 2000 kişi giriyor, 2000 kişi kazanıyor. Yaklaşık 1000 kişide istemediği mutsuz olacağı bir yerde ihtisasa başlıyor ama kendince çevresine TUS u kazanabileceğini kanıtlıyor. Ancak bu arkadaşlarımız hedeflemedikleri bir yerde eğitime başladıkları, doğru tercih yapmadıkları için mutsuz oluyorlar ve kendilerini asla başarılı kabul edemiyorlar. Bu nedenle çoğunluğu tekrar sınava giriyor ya da mesleğini sevmeyen, mutsuz hekimler sınıfına katılıyor.

Hepimiz biliyoruz ve hissediyoruz ki beyaz önlük çok ağır, onu kirletmeden giyebilmek çok zor. Tüm hekim arkadaşlarımın yolları aydınlık, önlükleri beyaz olsun.

Sevgiyle kalın.

Dr. Kemal GÖL

Bu yazı 4012 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :