|

VAKA KAMPI neden yapılıyor?

Piyasada “Vaka Kampı” adında bazı hizmetler duyuruluyor, ama gerçek “Vaka Kampı” nedir ve biz burada ne yapıyoruz? Gelen birçok soruya cevap olması açısından sizlere “Vaka Kampı” mızı ve mantığını anlatmak istiyorum.

Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ilginç bir sınav. Öncelikle bir “baraj sınavı” değil… Yani belli bir puanı geçenin sınavı kazanma garantisi yok. TUS bir “eleme ve seçme” sınavı… Yani bazıları belli nedenlerle elenmeli ve bazıları seçilebilmelidir.

Bunu en iyi bilenler de soruları hazırlayanlar olmalı. Ancak bu durum, onların yük ve sorumluluğunu iki kat artırıyor ya da artırmalı. Çünkü; bir taraftan çoğunlukla pratisyen hekimlerin bilmesi gereken temel bilgileri sorgulaması gerekirken, diğer taraftan dikkat, konsantrasyon ve psikoloji yönetimini de eleme amacıyla kullanmak zorundalar. Bu ikisi arasındaki dengeyi kurmak için de çok iyi kurgulanmış, çok şık ve kaliteli sorular ortaya koymak zorundalar.

İşte sınavı özellikli kılan da bu iki nokta.

Çünkü bazen eleyerek seçmek isterken anlamsız yere zor ve bir pratisyen hekimin bilmesinin gereksiz olduğu konulara dalabiliyorlar ya da çeldirici olarak, iyi kurgulanmış soru ve seçenekler yerine bodoslama zor ve anlamsız cümleler ve seçeneklere yer verebiliyorlar. Bir başka sıkıntı da detaya kaydıkça özensizlikten dolayı yanlış sorular (doğru cevabı olmayan ya da birden fazla doğru cevaplı sorular) sorulabiliyor. Yine de yanlış soruların iptali artık mümkün ve anlamsız yere zor olan soruların sayısı da sınırlı… Rahatlatıcı bir istatistik olarak söyleyebiliriz ki ölçücülük değeri olmayan bu tarz soruların sayısı son 5 sınavda ortalama 9,3. Yani sınavın aslında 190 soru üzerinden ölçtüğü kabul edilirse doğru bir başlangıç noktası olacaktır.

Peki kalan 190 soru mantıklı mı ve neyi, nasıl ölçüyor? Sınavın ne kadarı aslında “temel” bir bilgiyi ve ne kadarı aslında “detay” bir bilgiyi sorguluyor? İşte bu soruların cevaplarını iyi kavrayan bir hekim normal bir düzeyde ama odaklanmış bir çalışma ile TUS’u kazanabilir.

TUSDATA olarak biz de sürekli olarak tüm eğitmenlerimizle birlikte, meslekdaşlarımıza bu soruların cevaplarını en iyi nasıl kavratabileceğimizin fikir jimnastiklerini yapıyor ve kesintisiz tecrübe paylaşımı ile daha iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Toplamdaki 200 sorunun en az 160 tanesinin “hangi kelimelerle ve hangi seçenek kombinasyonları ile sorgularsa sorgulasın” aslında temel bir bilgiyi sorguladığını net olarak biliyoruz. Önemli olan bunun beyinde algılanabilmesidir yani farkındalığın oluşmasıdır. Bu da iki faktöre bağlıdır:

1- Bilginin ezbere dayalı, lineer ve hoca bağımlı olarak değil, mantığını anlamaya, karşılaştırmaya ve kendi kelimeleriyle ifade edebilmeye yönelik anlatılması ve anlaşılması

2- Bilginin nerelerinin sınav için neden önemli olduğunun, önemli kısımlarının hangi şekillerde sorgulandığının iyi anlaşılması ve bunun için bolca egzersiz yapılması.

Sınav sorularının ana kategorilerine baktığımızda da sorularının bir kısmının bilgiyi direk sorgulayan, bir kısmının bilgiyi karşılaştırarak sorgulayan sorular olduğunu görürüz. Önemli bir kısmının (yaklaşık üçte birinin) ise kapısından içeri hastası giren bir hekim gibi soruya odaklanarak “hasta yaklaşımınızı” farklı yönleri ile (tanı yönlenimi, tanı testlerinin uygun kullanımı, tedavi yaklaşımı, komplikasyon yönetimi….vs) ölçen sorulardan oluştuğunu görüyoruz.

Hasta yaklaşımını ölçen sorular asla ezber bilgilerle yapılamaz. Bilginin ancak uygun kullanımı ve doğru yorumlanması ile ve etkin odaklanarak ve ustalaşmış olarak yapılabilecek olan bu sorular hekimlerimizin de en yabancı olduğu soruları oluşturuyor. Burada en önemli şey “sorunun doğru tercüme edilmesi”dir. Bu da bol egzersiz gerektirir.

İşte Vaka kampında yaptığımız şey de esas olarak budur. Aslında bildiğiniz bilgileri “soru farklı bir şekilde vaka olarak sorulduğunda” nasıl kullanacağınızı bolca egzersiz ile öğretmek, bilgiyi yorumlamayı ve kullanmayı öğretmek… Sorunun altında ezilmek yerine “soruya tepeden bakabilme” yeteneği kazandırmak. Soruya bakarken “usta” bakış açısı kazandırabilmek.

Son 10 TUS birincimizden 7’sinin Vaka Kampımıza katılması da bu kampın “etkin”liğini ve “hedefe spesifik”liğini vurgulamak açısından önemlidir.

Gerçek vaka sorularının çözümleri ile aslında hiçbir ilgisi yokken, bir çok kurum bazı dönem sonu tekrarlarına tamamen yanlış bir yönlendirme yaparak ve dürüst olmayan bir şekilde “Vaka Kampı” adını vererek sanki TUSDATA ile aynı şeyi yapıyormuş izlenimi vermek istemesi de bu kampın ne kadar etkin ve doğru olduğunu göstermektedir.

TUSDATA olarak tıp fakültelerinin alternatifi olmadığımızı ve amacımızın iyi hekimler yetiştirmek olmadığını çok iyi biliyoruz. Bizim tek bir misyonumuz ve odaklanmamız var: “TUS’u kazandırmak” Ve bu işimizi çok iyi yapmak için sürekli çalışıyoruz. Doğru parola doğru sonuçları davet eder: “Sınava TUS’u bilenlerle hazırlanın”

Uz. Dr. Sami SELÇUKBİRİCİK
TUSDATA A. Ş. Kurucusu ve
Yönetim Kurulu Başkanı

Bu yazı 19169 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :