|

TUS’un İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri…

İnsanda TUS’un etkilemediği bölge neredeyse yoktur. 

Bu yazımızda TUS’un insan sağlığı üzerine etkilerini tek tek organlar ve organ sistemleri üzerinde durarak inceleyeceğiz.

Kas ve İskelet Sistemi: Uzun TUS çalışma süreci her şeyden önce postürü bozar. Özellikle 1-2 yıl boyunca devam eden, masadan kalkmadan saatlerce süren çalışma sekansları sonucunda lomber lordoz ve servikal lordoz düzleşir. Eğer TUS kazanma süreci uzarsa boyunda sağa veya sola minimal eğilmeler gözlenir (Emrah deformitesi). Burada giderek ağırlaşan kafatasının taşınamamasının da etkisi olduğu düşünülmektedir.  TUS’un kas iskelet sistemindeki etkilerinden biri de kullanılmayan bazı kasların atrofiye gitmesi, bazılarının da hipertrofiye olmasıdır. Ekstremitelerin proksimalindeki büyük kas grupları azalan sportif aktivite sonucunda genellikle atrofiye gider; atrofiye giden diğer kaslara örnek mimik kaslarıdır. El kasları ise kalem tutma, yazı yazma, klavye tuşlarına basma gibi aktiviteler nedeniyle hipertrofiye olur. Eksternal anal sfinkter de hipertrofiye giden kaslardandır (gastrointestinal sistemde bu konuya tekrar değinilecektir).
Kas-iskelet sistemine ait tüm bu deformiteler geçicidir; TUS kazanıldıktan sonra geçer.

Üriner Sistem: TUS hazırlığının üriner sistem üzerindeki en önemli etkisi “glob vesicale”dir. Özellikle 3 saat ve üzerindeki süreler boyunca masadan kalkmayan kişilerde sonda takılması önerilmektedir.

Kardiyovasküler Sistem: TUS’a hazırlanan kişilerde arteriolar düzeyde vazokonstriksiyon ve buna bağlı olarak gelişen hipertansiyon olağan bir bulgudur. En sık sinüs taşikardisi olmak üzere ekstrasistoller ve diğer ritm bozuklukları da görülebilir.

Solunum Sistemi:  TUS çalışma sürecinin akciğerler üzerindeki etkisi kişi sigara içmiyor ise (TUS çalışması sırasında sigarayı bırakmak ideal bir zamanlamadır) fazla yıkıcı değildir. Çalışma odası yaz kış demeden her gün havalandırılır ve haftada 1 kez açık havada birkaç saat geçirilirse akciğer sağlığı korunabilir. 

Gastrointestinal Sistem:  Gastrointestinal organlar bu süreçten en olumsuz etkilenenlerdendir. Gerginlik, sempatik uyarının kronik artışına, bu da asit pepsin salgısının artmasına ve mide ve duodenumda erozyon ve ülserlere yol açabilir. Düzensiz ve dengesiz, fast food ağırlıklı beslenme intestinal motiliteyi bozar. Kabızlık ve diyare peryodları birbirini izler. Uzun çalışma dönemlerinde bazı kişiler tuvalette geçirdikleri zamanı bile kayıp olarak değerlendiren bilinçaltının yönlendirmesi ile farkında olmadan defekasyon gereksinimini ertelemeyi alışkanlık haline getirebilir, bu durumda eksternal anal sfinkterde hipertrofi gelişir. Bunun sonucunda anal kanal basıncının da artması ile bu kişiler anal fissür gibi patolojilere adeta davetiye çıkarır. Bazıları ise tam tersine tuvaleti sıkıcı çalışma epizodlarından bir kaçış yolu olarak kullanmaya başlayabilir. Bu kaçamaklarda ampulla recti gaita ile tam olarak dolmadan defekasyon için çabalamak tuvalette ıkınarak geçirilen zamanı giderek uzatır. Bu süreçte anal kanal basıncının artması ile hemoroidal hastalık kapıyı çalar.

Nörolojik Sistem: TUS’a hazırlanan insanları en çok şaşırtan şeylerden bir tanesi belki de o ana kadar farkında olmadıkları beyin kapasiteleridir.  “Yok artık beynim doldu taştı, daha fazlasını almaz”,  diye düşündükleri her zaman içeride hep biraz daha yer olması gerçekten şaşırtıcıdır.  Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu süreçte hemen herkes boynunun üzerinde taşıdığı ağırlığın arttığını hisseder.

VİCDAN: TUS’a çalışanlar gerçekten zorlanır, zorlanır, çok zorlanır; ama şunu bilirler: Çeşmelerinden oluk oluk adalet akmayan, insanların çok değişik yollarla bir yerlere geldiği bu ülkede onlar kendi bileklerinin gücü ile bunu elde etme şansına sahiptir.  Ellerinden geleni yaptıkları taktirde sonuç ne olursa olsun onların vicdanları tüy gibi hafif olacak, kafalarını yastığa koydukları zaman hep mutluluk verici, dinlendirici, huzurlu uykularını uyuyacaklardır.

Umarız TUS’a hazırlananlar kadar, ÖSYM çalışanları ve TUS’a soru hazırlayanlar da görevlerini layığı ile yapar ve geceleri onlar da bizler kadar rahat uyuyabilirler. 

Dr. Anıl ÇUBUKCU

www.anilcubukcu.com

Bu yazı 7011 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :