|

Son 10 Yılın Patoloji Sorularının Konulara Göre Dağılımı
Bundan Sonra Soruların Nasıl Olması Bekleniyor?

Merhaba arkadaşlar;

Bu yazımda biraz daha TUS’a yönelik bir çalışma yaparak son on iki yılda çıkmış soruların niceliksel analizinin sonuçlarını sizlerle paylaşmayı amaçladım. Hepimizin bildiği gibi özellikle son 2 yılın sorularında soruların konu dağılımında ve zorluk derecesinde bazı değişiklikler oldu. Bu nedenle bu soruları bazı parametrelere göre sınıflandırdım. Analizde kullandığım parametreler:

1) Soruların konulara göre dağılımları,
2) Sorunun zorluk derecesi (Çok kolay, kolay, orta, zor, çok zor)
3) Sorunun temel bilgiyi mi, detaylı bilgiyi mi gerektirdiği,
4) Soru eskiden sorulmuş tekrar sorusu, çok yakın modifikasyonu mu yoksa yeni soru mu,
5) Patolojinin en önemli bazı konularından çıkan soruların analizi.

İlk olarak son 12 yılın TUS sorularının ana branşlara göre dağılımı ile ilgili detaylara bakalım. Tablo 1’de de görüldüğü gibi 26 ana branştan sorular geldiği halde özellikle bazı konu başlıklarında yoğunlaşma dikkat çekiyor. Hücre hasarı, immün sistem patolojisi, neoplazi, gastrointestinal sistem, hematopoetik sistem, böbrek , sinir patolojisi gibi konularda soru sayısı 30’un üzerinde ve bunlar genele bakıldığında büyük oranda pay sahibi oluyor. Bu nedenle az önce yazdığımız ana konu başlıkları patoloji sorularının tamamına bakıldığında kaba bir hesapla branş başına %10 oranında temsil ediliyor. Bu da bazı konulara özellikle ağırlık verilmesi gerektiğini gösteriyor. 26 branş içinde yukarda yazdığım 7 branşın soru sayısı toplamın nerdeyse %70’i kadar yer almaktadır.


 

Bilindiği gibi TUS’ta soruların zorluk derecesi beş kademeden oluşmaktadır. Çok kolay, kolay, zor, orta zor ve çok zor. Tablo 2’de son 12 yılda sorulmuş 524  adet patoloji sorusunun zorluk derecesine göre dağılımlarını görebiliyoruz. Soruların yaklaşık %92’si ilk üç zorluk derecesinde, yani çok kolay, kolay ve orta seviyesinde. %8’lik bir dilim zor ve çok zor seviyesinde. Bu da 22 soruluk bir branşta yaklaşık 20 adet ilk 3 zorluk derecesinden, 2 adet son iki zorluk derecesinden soru geldiğini gösteriyor.

  

Bir başka analizde çıkmış 524 sorunun temel bilgiyi mi yoksa detay bilgiyi mi gerektirdiğini irdeledim. Çıkan sonuca göre 372 soru (soruların %71’i) temel bilgiyle yapılabilirken, 152 soru (soruların %29’u) detaylı bilgiyle yapılabilecek sorulardı.

Bilgi içeriğinden sonra soruların eski soru olması, çok yakın modifiye edilmiş şekli olması veya yeni hazırlanmış soru olması şeklinde yaptığım analizde şu sonuç çıktı: 121 soru (soruların %23,1’i) eski soru ya da yakın modifikasyonu, 403 soru (soruların %76,9’u) ise yeni soru olarak hazırlanmış.

Patolojide bazı konular vardır, bu konular zorluk derecesine göre her seviyeden soru içerebilir. Özellikle seçtiğim başlıklarla ilgili çıkan sorular genelde 3. zorluk derecesinden gelmiş (orta seviye). Bu nedenle bu başlıkları iyi irdelemek, ipuçlarını bilmek, soruya kısa yoldan ve en verimli şekilde yaklaşmayı bilmek gerekir. Bu başlıkların önemini anlayabilmek için önce şu örneği vereyim: Mesela hücre hasarı ana başlığında hücre hasarı mekanizmaları, hücre içi madde birikimleri ve adaptasyon olmak üzere 3 alt başlığa ayrılır. Bu yolla toplam 26 branş başlığını soru sorulan alt başlıklara böldüğümüzde yaklaşık 78 alt başlık çıkıyor. Aşağıdaki tabloda sıraladığım 14 adet kilit öneme sahip alt konu başlıklarından çıkmış soruların dağılımını görüyorsunuz. Tablodaki rakamlardan şunu anlıyoruz: Toplam 524 sorunun 196’sı (soruların %38’i) 14 alt konu başlığından, geri kalan 328’i ise (soruların %62’si) diğer 64 alt konu başlığından sorulmuş. Uzun lafın kısası Tablo 3’ün altın değerinde olan konu başlıklarını bilmeden bu iş olmaz.

Evet, şu ana kadar yaptığımız analizlerde niceliksel olarak soruların konu başlıklarına göre, zorluk derecelerine göre, temel-detay bilgi içeriğine ve eski-yeni soru olmalarına göre dağılımlarını gördük. Şimdi ise bu sonuçlara göre yaptığım istatistiksel analizlerde anlamlı sonuçlar çıkan ve bence daha can alıcı sonuçlar içeren bazı sonuçlara bakalım:

Grafik 1’de temel ve detay bilgi isteyen soruların zorluk derecelerine göre olan dağılımlarını görebilirsiniz. Bu analizi yaparken “acaba 2010 yılından itibaren sorulan soruların zorluk derecelerinde bir değişiklik oldu mu” diye düşündüm. Bulduğum sonuca göre temel bilgi içeren sorularda anlamlı bir değişiklik çıkmadı. 2010 öncesindeki zorluk dağılımı benzer şekilde 2010 yılından sonra devam etmiş. Aynı zamanda temel bilgi içeren soruların %99’u çok kolay, kolay ve orta seviyede.

             

Ancak detay bilgi gerektiren sorulara baktığımda 2010 Nisan sınavı dahil olmak üzere son 6 sınavda sorulan soruların %8’i çok zor seviyesinden seçilmiş. Grafik 2’de bu dağılımı görebiliyoruz. 2010 yılı öncesinde detay bilgi gerektiren sorularda çok zor seviyesinden soru sorulmamış. İstatistiksel olarak anlamlı çıkan bu sonuca göre 2010 yılından itibaren patoloji sorularında detay bilgi gerektiren soruların biraz zorlaştığını, daha detaylı çalışmak gerektiğini anlıyoruz.

  

Benzer bir dağılımı Grafik 3’te görebiliyoruz. 2010’dan önce ve 2010’dan sonra sorulan patoloji sorularını temel ve detay bilgi içeriklerine göre analizini yaptım. Bu sonuca göre 2010’dan sonra sorulan sorularda detay bilgi gerektiren soruların sayısının arttığını ve bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olduğunu görüyoruz.

Grafik 4’te de 2010 öncesi ve sonrası sorulan soruların zorluk derecelerini karşılaştırdım. Çıkan sonuç 3. ve 4. grafikteki sonuçları destekler nitelikteydi. Aşağıdaki grafikte gördüğünüz gibi 2010 yılından itibaren sorulan sorularda zor ve çok zor dilimin payı artmış. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı.

  

Tüm bu sonuçlardan da anlaşıldığı gibi, patolojinin özellikle son 6 sınavdır biraz daha detaylı sorulduğu açık. Tabi ki bu soruların detay bilgi isteyen sorulardan gelmesi oldukça doğal bir sonuç. TUS’a hazırlanan arkadaşlarımızın bunu özellikle dikkate alarak çalışmalarında biraz daha mekanizma, patogenez gibi hastalıkların altyapısını iyice öğrenerek ezberden kaçınmalarında ve bu şekilde detaylarına girmelerinde fayda olduğu kanısındayım.

TUS gibi giderek daha sistematik çalışmayı gerektiren bir sınavda konusunda uzman kişilerden destek alarak çalışmanın önemini bir kez daha hatırlatarak herkese başarılar diliyorum.

Dr. Tolga BİÇER

Bu yazı 15502 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :