|

Doktorlar Neden Mutsuz?

Hepimiz idealist olarak üniversite sınavında ilk %1 "e girerek tıp fakültesini kazandık. 6 yıl boyunca zorlu sınavlardan geçip bazılarımız pratisyen olarak, bazılarımız ise uzman olmak için ek olarak TUS"u geçerek bu günlere geldik. Ama bu zorlu sınavları geçerken geleceği hiç düşünmedik. Sadece "hedef" vardı. Doktor olacaktık.  Çoğumuzun gördüğü doktorlar ise üniversitedeki hocalarımızdı.  Bilgili, maddi kaygısı olmayan, herkesin saygı duyduğu, tanı, tedavi ve cerrahisi ile hastaları iyileştiren başarılı kimselerdi.  İşte doktorluk bu olsa gerekti. Bu amaç uğruna "çoğunlukla ders çalışmak için geçen, hobilerinden vazgeçilen, hayatın en güzel yılları" feda edilebilirdi. Çoğumuz için öylede oldu. Ama gerçeği hiç düşünmemiştik o yıllarımızı verirken. Gerçekler…. Sanırım üniversite yıllarında düşünmemek mutlu etmişti.  Şimdi mutlu değiliz çünkü biliyoruz, düşünüyoruz ve farkındayız.

Hayatımızın en güzel yıllarını "zorlu sınavlardan geçerek" öğrendiğimiz mesleğimizden tatmin olmak istiyoruz,

Mecburi hizmette nereye gideceğimizi düşünüyoruz,

Ailemizi nasıl götüreceğimizi düşünüyoruz,

Eşiniz özelde çalışıyorsa yanınıza gelemeyeceğini biliyoruz,

Mecburi hizmet bittikten sonra istediğimiz yere muhtemelen gidemeyeceğimizi biliyoruz,

Üzerine yan dal yaparsak aynı siklusun bir daha olacağını biliyoruz,

İstifa sonrası özellerde kadro bulmanın zor olması nedeniyle kolay kolay istifa edemeyeceğimizi biliyoruz,

ÖSYM"nin yaptığı sınavlar haricinde çoğu sınavda kazanmak için en önemli kriterin "yüksek mevkilerde tanıdık" olduğunu biliyoruz,

Muayenehane açmanın "imkansıza yakın" bir hale geldiğini biliyoruz,

Nitelikli değil çok sayıda hasta bakmanın daha önemli olduğunu biliyoruz,

İşin ilginç yanı niteliksiz muayene edenle, nitelikli muayene edenin önemsenmediğini, önemli olanın hastaya sadece "bakmak" olduğunu biliyoruz,

Bunun hasta tarafında da değerli olmadığını çünkü; üniversitede okurken karşılaştığımız hasta popülasyonunun "en okumuş", "en saygılı" popülasyon olduğunu, maalesef ülkemizin çoğu popülasyonunda durumun tam ters olduğunu biliyoruz,

Detaylıda baksan hastalar tarafından saygı duyulmadığımızı biliyoruz,

Üniversitelere açılan kadrolara atanmak için okul derecesinden, yaptığınız yayınlardan veya bildiğiniz dilden daha önemli şeyler oluğunu biliyoruz,

Para kazanmanın eğitim seviyesiyle alakasının olmadığını biliyoruz,

Çoğumuz uzman olduktan sonra "başka iş yapmamız gerek" diyip  bu kadar emeği çöpe atamadığımız ve risk almayı göze alamadığımız için "bu işi yapmaya mecbur olduğumuzu" biliyoruz,

Ve bunları fark ettiğimiz zaman yolun yarısına gelmiş oluyoruz.

Belki Tıp fakültesini tercih ederken tüm bunları bilseydik "bilerek girdim ve hazırım" derdik.  Ben hala bir şeylerin değişeceğini düşünüyorum. Siz doğru olanı yapmaya devam edin, kendinizi  mesleğinizde geliştirin. Su akar yolunu bulur.  Ayrıca çocuklarınızı iyi yetiştirin. Onlara düşünmeyi ve hakkaniyeti anlatın. Dürüst, çalışkan, bilgili, okuyan  ve hakkaniyetli nesle ihtiyacımız var.   O çocuklar çok hızlı büyüyorlar. ..

Bilgiye, düşünmeye, cerrahi beceriye, okumaya daha çok değer verildiği zamanın kısa sürede gelmesi dileğiyle…

Dr. Emrah KABATAŞ

Bu yazı 4943 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :