|

TUS HAKKINDA

Tıpta uzmanlık sınavı (TUS) ile ilgilenen hemen herkesin mutlaka ziyaret ettiği TUSDATA nın internet sitesinde, bundan sonra sizlerle buluşup, birlikte TUS ve cerrahi deneyimlerimizi, TUS`la ilgili sorunlarımızı paylaşacağız.

Yazılarımın ilki, yanlış ve özensiz sorularıyla çok tartışılan ve isyan edilen Eylül 2007 TUS`u sonrasına denk geldi. O nedenle de ilk yazı da bu konuyu ele almak kaçınılmaz oldu.

TUS Sokaktaki adam için hiç anlamı olmayan bu terim hekimlerin yaşamında ne de önemli bir yer tutuyor.

Tüm hekimlerin hayatında, en azından bir süre, önemli bir yer işgal eden, meslek hayatının en önemli dönemeçlerinden biridir TUS.

Öğretim sürecinin zorlu ve uzun olması yetmezmiş gibi, bir de sonunda bu önemli sınav beklemektedir hekimleri. O yüzden TUS pek sevilmez tıp camiasında?

Bununla birlikte karanlık pre TUS dönemi hatırlayınca kötünün iyisidir TUS. Çok sayıdaki hekimi sıralayarak, az sayıdaki uzmanlık kadrolarına yerleştirmenin daha adaletli, daha iyi bir yöntemi ne yazık ki bulunamamıştır. Bu nedenle gereklidir, vazgeçilmezdir hekimler açısından TUS. Ancak hekimlerin de, tüm zorluklara göğüs gererken beklentileri vardır TUS`tan. Çalışanla çalışmayanın ayırt edileceği, hak edenlerin belirleneceği, 6 yıl boyunca verilen emeklerin karşılığının alınacağı doğru-dürüst ve adaletli bir sınav olmalı, işi şansa bırakmamalıdır. Bunun güvencesi ise rahmetli Altan Günalp Hoca`nın ülkemize armağan ettiği ÖSYM`dir.

ÖSYM tarafından yıllardır, ufak tefek eksiklikleri dışında, başarılı bir şekilde gerçekleştirilen TUS`a son dönemde nazar değmiştir. Özellikle soruların ve cevapların açıklanmaya başlanmasından sonra cevabı yanlış verilen, doğru cevabı olmayan, birden fazla doğru cevabı olan, ne sorduğu anlaşılamayan, hatta kitaptan alınırken sorunun anlamını tamamen bozan hatalı tercüme içeren sorularla gölgelenmeye başlamıştır TUS.

Özellikle son sınav bu açıdan ÖSYM tarihine geçecek gibidir. Sınav sonrası internet sitelerinden her yere ulaşan isyan çığlıkları bunun en güzel kanıtır.

Yıllardır yakından takip ediyorum tüm TUS`ları. Birçoğuna bizzat girdim. Son dönemde özellikle de kendi branşımda dikkatimi çeken önemli bir özellik var.

Genel cerrahi sorularının geçmişle bağı koptu. Eski sınavlarda sorulan sorular ve cevaplarıyla, son iki sınavın soruları arasında farklar/çelişkiler var.

Hatalı soru her sınavda olabilir, belli oranda tolere edilebilir. Gerçi ÖSYM`nin düzenlediği hiçbir sınavda bu kadar hata olmamaktadır. Tıp gibi geniş, hızlı değişimin olduğu, doğruların değişebildiği ve her zaman tek bir doğrunun olmadığı bir alanda soru hazırlamanın zor olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bunları aşmanın yolu ya sınav için soruların hazırlanacağı belli referans kitaplarını belirleyip ilan etmek, ya da eski sorular yoluyla referans noktalarını zımnen oluşturmaktır.

Ancak ÖSYM gibi ciddi bir kurum, kitap bilgisi değişmeden, geçmişte doğru kabul ettiğine bugün yanlış derse, geçerli kabul ettiği bilgiyi yok sayarsa çok önemli bir referans noktası kaybı yaşanır.

Her sınavda değişen doğrular olursa, örneğin sodyum açığını bulmak için bir sınavda (Eylül 2001) %20, bir başka sınavda %60 kullanılırsa; bir sınavda (Nisan 1994) masif transfüzyona bağlı metabolik asidoz gelişebildiği belirtilirken, başka bir sınavda metabolik asidozun gelişmediği iddia edilirse hangisinin doğru olduğu nasıl belirlenecektir? Doğrudur, bazı kitaplarda sodyum açığı hesaplanırken %60`ın kullanılması önerilmektedir. Yine bazı kitaplarda masif transfüzyon sırasında metabolik alkaloz gelişebileceği de yazmaktadır. İşte tam da bu nedenle eski sınavlarla oluşturulan referans noktalarına gereksinim vardır. Geçmişte bir kez sodyum açığını hesaplarken %20`yi kullandıysanız, masif transfüzyona bağlı metabolik asidoz geliştiğini kabul ettiyseniz bu bilgiler, tüm kaynaklarda değişmedikçe, sizi bağlar, bağlamalıdır.

Şimdiye kadar bu tutarlı tavır korunmuşken iki sınavdır bunun tam aksi bir durum söz konusudur. ÖSYM adeta hafıza kaybına uğramış gibi görünmektedir. Eski sorularını inkar eden, daha önceki doğrularını yalanlayan bir kurum haline gelmiştir. Bunun nedeni her ne ise mutlaka düzeltilmelidir. Bunun için de öncelikle hatalar kabullenilmeli, sonra nedenleri belirlenip, çaresi aranmalıdır. Eğer sorun cerrahi sorularını hazırlayan ekibin değişmesi ise ya ekip gözden geçirilmeli ya da bu ekip eski soruları bütünüyle gözden geçirmelidir. Aksi durumda ÖSYM`nin bile altından kalkamayacağı sorunlar ortaya çıkacak ve Altan Günalp`in anısına büyük saygısızlık edilmiş olacaktır. Ayrıca genç hekimlerin gelecekleriyle, hiç hak etmedikleri halde, oynamanın vebalini hiçbir vicdan taşıyamaz.

Sevgi ve saygılarımla…

Dr. Hakan MERSİN

Bu yazı 4841 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :