|

TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİNE GİRİŞ SINAVI’NIN
SORUNLARI VE ÖNERİLER

(04 Nisan 2011)

Ülkemizde, TUS gibi bir sınavın ve ÖSYM gibi bir kurumun varlığı fırsat eşitliği ve ciddiyet açısından önemlidir.

Hekimler adına üzüntü veren nokta; sistemin, pratisyen hekimliği hiç de hak etmediği şekilde “değersiz” ve “niteliksiz” bir konuma düşürmüş olmasıdır.

Doğal olarak öncelikle bu sorun çözülmelidir ve uzun vadeye yayılan bir politika ile “sadece uzmanlığın değerli olduğu” algısı ortadan kaldırılmalıdır.

Elbette uzman olmak isteyenler için objektif bir sınavın yapılması en uygun olanıdır.

Tıpta Uzmanlık Sınavının; neyi, neye göre ve nasıl ölçtüğünü anlamak için geçmiş sınavları incelediğimizde, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi gereken bazı noktaların varlığını tespit etmiş bulunuyoruz. Tespitlerimiz sınavın daha hakkaniyetli ve doğru ölçmesine katkıda bulunmaya yöneliktir.

Sorunları aşağıdaki şekilde maddeleyebiliriz:

1- Tıpta Uzmanlık Sınavı; tek oturumda ve sadece 200 soru üzerinden yapıldığı için ayırt ediciliği –nispeten– düşük olan bir sınavdır.
Sadece 200 soru sorulmasının doğal sonucu olarak her konudan sorgulama yapılamamaktadır. Ayrıca tek oturumda olması da; olası sağlık ve konsantrasyon sorunlarının sınavın primer belirleyicisi olmasına yol açmaktadır. Her iki durumda sağlıklı bir ölçme – değerlendirme için uygun değildir.
Sınav; 300 sorudan (en azından 240 – 250) oluşmalı, her branşın her konusundan soru sorulabilmeli ve Pazar günü sabah ve öğle oturumları olmak üzere İKİ OTURUM olmalıdır.
Böylece saçma bir uygulama olan 4 saate yakın tek oturumda tuvalete çıkamama sorunu da kendiliğinden çözülmüş olacaktır.
Örnek: www.usmle.org (3 basamakta, 23 blokta yaklaşık 1000 soru)

2- Soruların hazırlandığı kaynaklar bilinmemektedir.
Tıp çok geniş bir alandır, çok sayıda temel kaynak bulunmaktadır ve bir pratisyen hekimin bütün bu kaynakları bilmesi imkansızdır. Ayrıca aynı branşın iki farklı kitabında bile farklı olarak ifade edilen bilgiler de sorgulanabilmektedir. Bu durum çok sakıncalıdır.
Soruların hazırlandığı kaynakları tam ve eksiksiz olarak resmi olarak ÖSYM internet sitesinden duyurulmalıdır.

3- Sorular bazen tek bir kaynaktan hazırlanmakta ve o branşın çok temel kabul edilen 3000 sayfalık diğer bir kaynağında dahi cevabı bulunamamaktadır.
Bu durumlarda hekimlerin 3000 sayfalık bir kitabı okuması bile anlamsız hale gelmekte onları hiç okumayanla eş duruma düşürebilmektedir.
Her soru o branşın en az 2 temel kitabı tarafından net, eksiksiz ve aynı şekilde cevaplanabilecek şekilde hazırlanmalıdır.

4- Bazı sorular yeterince özenle hazırlanmamaktadır.
Soruların resmen açıklandığı son 3 sınavda ortalama 3’er sorunun iptal ya da değişikliğe uğramış olması bunun en açık delilidir. 200 soruluk bir sınavda sınava girenlerin yarısı 115-130 net aralığına yığılmakta ve 1 net bile sonucu ciddi şekilde etkilemektedir. Biz bu sınav için hekimlerimizin, hayatlarının geri kalan bütün yönlerini ihmal edip gece gündüz 1 yıldan fazla çalıştığını biliyoruz. Bu emeğe saygı duyulmalıdır.
Özensiz hazırlanmış 6-7 sorunun hekimleri bu kadar etkilemesine yol açmamalı ve daha özenle hazırlanmış, çalışıldığında yapılabilen net sorular içeren sınavlar yapılmalıdır.
Ayrıca; sorular hazırlanırken, mutlaka
tüm seçenekler için açıklamalar yazılmalı ve doğru seçeneğin neden doğru, yanlış seçeneğin neden yanlış olduğu ortaya konmalıdır. Bu durum; varsa- birden fazla doğru cevaplı seçenek hatasını ortadan kaldıracaktır.
Son olarak,sorular ve açıklamaları mutlaka en az iki ayrı akademisyen tarafından kontrol edilmeli ve belli kriterlere göre onaylanmalıdır.

5- Soru dağılımları; tıp fakültesi müfredatına uygun yapılmamaktadır.
Örneğin; Aralık 2010 sınavında Anatomi alanında sorulan 10 sorudan 5 tanesi Nöro anatomi konusundan, 5 tanesi ise kalp ve dolaşım konusundan sorulmuştur. Kemikler, eklemler, kaslar, solunum sistemi, sindirim sistemi ve ürogenital sistemden hiç soru sorulmamıştır. Hiç soru sorulmayan bu konular tıp fakültesi anatomi müfredatının yaklaşık %50’sini oluşturmaktadır. Bu durumda bu sınavda ki soru dağılımı ne kadar dengeli ve adil olabilir?
Soru dağılımları yeniden ve objektif olarak belirlenmeli ve duyurulmalıdır. Ayrıca sınavda da buna uyulduğunu net kriterlerle ortaya koymak gerekmektedir.

6- Bazı sorular bir pratisyen hekim tarafından bilinmesi mümkün olmayan ve bilinmesi anlamsız olan uç bilgileri sorgulamaktadır.
Bazen soruyu hazırlayan hocalar kime soru sorduklarını unutmakta ve kendi çocuğu girse asla sorulmasını istemeyeceği zorlukta ve anlamsız soruları öylesine sormaktadırlar. Bu sınava hazırlanmak için yıllarca çalışanların emeklerine saygı duyulmalı ve soruların bir ölçüsü olmalıdır.
Ayrıca; biliyoruz ki TUS birincileri bile 175 civarında net yapabilmektedir. ÖSYM’nin diğer sınavlarında tam net yapan bir çok aday çıkarken TUS’da en iyi yapanın bile 20 civarında yanlışının olması da sınavın anlamsız zorluğunu göstermektedir. Bu detay ve zor soru sorma çılgınlığı, ülkemizin gelecek doktorlarının yanlış yetişmesine neden oluyor. Bu nokta, ciddi bir vebaldir.
Her soru için “Zorluk İndeksi” ve “Ayırıcılık İndeksi” hesaplanmalı, sonuçlar soru hazırlayıcılarla paylaşılmalı ve deneyimler sonraki sınavlara yansıtılmalıdır.

7- Branşlar arasında hatta branş içi referans kitaplar arasında bile ihtilaf konusu olan çelişkili bilgiler sorulmaktadır.
Bir soru, doğası gereği diğer bir tıp branşını ilgilendiriyorsa mutlaka onun uzmanları tarafından da çapraz kontroller yoluyla incelenmeli, bilgi farklılığının olmadığı teyit edildikten sonra sorulmalıdır.
Ayrıca, her branştan soru hazırlayanların sadece kendi branşı ile ilgili sorular hazırlaması, primer olarak başka branşların alanına giren sorulardan kaçınmaları da hataları önleyecektir.

8- İtirazlara karşı yeterince açık ve şeffaf davranılmamaktadır ve hiçbir açıklama yapılmamaktadır.
Son 3 sınavdır bir çok ciddi internet sitesinde iptal edilenden daha fazla sayıda soruya bir çok temel kaynaktan referanslar göstererek haklı itirazlar yapılmış ancak kişiye özel ya da kamuya karşı hiçbir tatmin edici açıklama yapılmamıştır. Bu durum ÖSYM’nin ciddiyetiyle bağdaşmamakta ve şaibeler uyandırmaktadır. Ayrıca son derece komik bir şekilde “sınavda başarılı olanların ortak şekilde yanlış işaretlediği sorular yeniden incelenmiş ve bu sorular iptal edilmiştir” benzeri basın açıklamaları, bilimselliği en üst düzeyde olması gereken ÖSYM’nin güvenilirliğine gölge düşürmektedir.
İnternet yoluyla itiraz edilebilmeli ve sonuçlar açıklanmadan önce itiraz edilen her soru için temel referans kitapları belirtilerek yeterli ve doyurucu açıklama yapılmalıdır. İmaj kaygısıyla defansif davranılmamalı sorular hatalıysa cesurca iptal edilebilmelidir.

9- İngilizce sınavı ile bilim sınavının ard arda olması önemli bir handikaptır, bilim sınavını etkileyecek kadar stres oluşturmaktadır.
TUS İngilizce sınavı kalkmalıdır, ÜDS ya da KPDS’den alınacak geçerli bir not 5 yıl süre ile dil muafiyeti sağlamalıdır.

10- “Kişiye özel üretilmiş soru kitapçığı” sınav eşitliğine aykırıdır.
Çünkü; başta zor sorular ya da çeldiricisi olan sorularla başlayan kitapçığa denk gelen adayların sınavı doğal olarak daha kötü geçecektir. Tüm kitapçıklarda aynı moral durumunu sağlayacak denge kurulabilmesi mümkün müdür?
2, 3 ya da 4 kitapçık türü ile sınavın yürütülmesi yeterlidir. Fantastik önlemlere gerek yoktur.

11- İki sınav arası aralıklar eşit değildir ve hem YASAL, hem de hazırlanabilmek açısından sorunlar doğurmaktadır. Ayrıca, hekimlerin mecburi hizmet sorunu sınav takviminde dikkate alınmalıdır.
Sınavların birbirine 4 ay ya da 5 ay yakın olması bir sınavda yerleştirilip başvurusunu yapan ama yasal prosedürler tamamlanamadığı için henüz başlayamayan hekimlerin bir sonraki sınava başvurmak istemeleri durumunda puanlarında % 2 kesinti yapılmasını gerektirecek olan “Halen bir uzmanlık eğitimine devam etmekteyim.” seçeneğini işaretlese de işaretlemese de yasal sorunlar doğuracağı açıktır.
Sınavların MART ve EYLÜL aylarının İLK HAFTA SONU yapılması hekimler açısından en uygun dönemdir. Çünkü Eylül ayının ikinci yarısına ve ötesine geçen bir sınav takvimi “mecburi hizmet uygulaması” yüzünden yeni mezun hekimleri zor durumda bırakmaktadır.

12- Sonuçların açıklanma tarihi önceden duyurulmalıdır.
Sınav sonuçlarının açıklanması, yerleştirmeler vs. derken 1,5 aydan fazla bir süre belirsizlikte kalınıyor. Günün her saatinde internetteler ve paranoid oluyorlar neredeyse. Topu topu 14.000 civarında kişi… Sınavdan hemen sonraki gün sonuçların ne zaman açıklanacağı duyurulamaz mı? Yabancı dil sınavını yarım günde açıklayan ÖSYM, TUS Bilim Sınavı’nı neden 3 haftada açıklıyor?

13- Kişiye özel sonuç açıklama uygulaması zihinlere “acaba birilerine bir şeyler yapılıyor da o mu saklanıyor?” sorusunu getirmektedir.
Eskiden TC kimlik numarası girilerek herkesin nereyi kazandığı kolayca görülebilirdi. Bu, engellendi. Nasıl bir güvenlik kaygısı ile engellendiğini anlamak ise mümkün değil. Tam aksine zihinlerde soru işaretleri giderek artıyor.
ÖSYM; kendisi zaten toplam 10.000 kadar olan doktorun tümünün sıralamasını, puanlarını ve kazandığı yerleri tek bir tabloda yayınlarsa tüm şüpheler giderilir ve iddia ettikleri şeffaflık sağlanmış olur. Bu tabloda TC kimlik numaralarını yayınlamazsa olası suistimallerin de önüne geçilmiş olur.

14- Ne ÖSYM’de ne de YÖK’te TUS ya da YDUS ile ilgili istihdam edilmiş bir hekim yoktur. Ayrıca ÖSYM yürütme kurulunda da tıp kökenli bir öğretim üyesinin yer almaması anlaşılır gibi değildir.
Aklı başında bir hekim, bütün bu sorunları kolayca aşacaktır.

15- ÖSYM internet sitesinde hekimlerin karşılaşabilecekleri bazı sorunlar ile ilgili bilgiler bulunmamakta bu da zaman zaman uygulama sorunlarına yol açmaktadır.
Hekimler, bazı yasal sorunlar karşısında kulaktan duyma bilgilerle hareket ettikleri için sıkça kaygılı zamanlar geçirmekte, bu durum ise ÖSYM’nin imajını zedelemektedir. Bu sorulardan bazıları aşağıdadır:

Sınav giriş belgem gelmeden Ankara’ya gelmek zorunda kalırsam belgemi Ankara’da nerelerde ve hangi zaman dilimlerinde çıkartabilirim? Cumartesi günü de belge çıkartabilir miyim?

Yabancı dil sınavı muafiyeti için tüzükte var olan 3 yıllık muafiyetin pratik uygulaması nasıldır? Örneğin yabancı dilde barajı Nisan 2008 TUS’unda geçen bir hekim 15 Mayıs 2011 ve 25 Eylül 2011 tarihlerindeki bilim sınavında yabancı dilden muaf mıdır?

Haziran 2011 sonunda tıp fakültesinden mezun olacak bir kişi henüz mezun olmadan ilkbahar 2011 dönemi TUS yabancı dil sınavına girse ( ama daha mezun olmadığı için bilim sınavına girmeden bunu yapsa) ve barajı geçse, bu durum 3 yıllık muafiyete hak kazandırır mı? Nitekim henüz mezun olmadan ÜDS ya da KPDS’ye girip barajı geçenler muaf sayılmıyorlar mı?

Bir sınavda bir TUS sorusu iptal edildiğinde sınav bir soru eksik mi değerlendiriliyor, yoksa bu soru sınava giren herkes için doğru mu kabul ediliyor?

İlkbahar dönemine giren ve bir programa yerleşip yerleştiği alana kurallara uygun şekilde başvurusunu yapan hekimlerin atamaları genellikle Ağustos ayı sonu ya da Eylül ayı başlarını buluyor. Yani Sonbahar dönemi TUS müracaatları çoktan bitmiş oluyor. Bu kişiler; sonbahar dönemi sınavına da girmek istedikleri durumda, başvuru formundaki UZMANLIK ÖĞRENCİLİĞİ DURUMU bölümüne nasıl cevap vereceklerdir? “Halen Uzmanlık Eğitimime Devam Ediyorum” cevabı verseler, halen uzmanlık eğitimine devam etmedikleri için yanlış beyan olacaktır. Bu seçeneği işaretlemedikleri durumda da puan kesintisi olmayacak ama belki de bu kişiler sınavdan önce uzmanlık eğitimine başlamış olacak ve diğer adaylara haksızlık durumu ortaya çıkacaktır.

Halen, ilkbahar dönemi sınavı ile sonbahar dönemi sınavı arasındaki süre 5 ay, diğer iki sınav arasındaki süre ise 7 aydır. Sınavlar arasındaki süreyi eşitlemek (tam 6 ay ara ile yapmak) bir önceki sorudaki handikapı önlemek için sağlıklı bir yol olamaz mı? Sınavları mevcut aralıklarla yapmanın özel bir sebebi var mıdır? İncelenen kadarıyla ÖSYM’nin Mart ayında pek çok boş haftası bulunmaktadır. İlkbahar dönemi Mart ayına alınamaz mı?

Ek yerleştirmede, bir kişinin bir kadroyu tercih edebilmesi için ilk yerleştirmede o programa yerleşen en düşük puanlı kişinin puanına eşit ya da yüksek puan alması gerekiyor. Bu durum, pek çok kadronun boş kalmasına yol açmaktadır. Bu uygulamanın hukuki dayanağı nedir?

ÖSYM internet sayfasındaki TUS bölümünde “SIK SORULAN SORULAR” bölümü açılarak bu tür ortak sorular cevaplanabilir ve hekimler belirsizlikten kurtarılabilir.ir.

Uz. Dr. Sami SELÇUKBİRİCİK

Bu yazı 15006 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :